A Vitamini Nedir? Özellikleri ve Eksiklik Belirtileri Nelerdir?

A Vitamini Nedir? Özellikleri ve Eksiklik Belirtileri Nelerdir?

A vitamini, karaciğerde depolanabilen ve yağ ile çözünen bir vitamindir. Gıdalarda iki tür A vitamini bulunur. Avicenna Ataşehir Hastanesi uzman hekimleri, vitamin A hakkında merak edilen tüm detayları anlattılar.

A Vitamini Nedir?

A vitamini iki türe ayrılır. İlk A vitamini türü, önceden oluşturulabilen yani premade vitamin türüdür. Retinol adıyla da anılmaktadır. Aktif bir A vitamini türü olarak bilinir. Et, süt, süt ürünleri, kümes hayvanları ve balık gibi hayvansal besinlerde bulunmaktadır. Bir diğer A vitamini türü de, provitamin A adıyla bilinmektedir. Sebzelerde ve meyvelerde bulunur. İkinci vitamin A türünün bir diğer adı karotenoid olarak bilinir. Karotenoidler, yiyeceklere koyu renk vermeleriyle bilinen pigmentler olarak karşımıza çıkarlar. Fakat, vitamin A formuna geçiş de yapabilirler. Bilinen 500’den fazla karotenoid bulunmaktadır. En çok bilinen provitamin A tipi, beta-karoten tipidir.

Vitaminler vücut tarafından üretilemezler. Kimi zaman vücut, çok zor durumda kalırsa az miktarlarda vitamin üretebilir. Fakat normal sağlıklı insanlarda vücut, kendi kendisine vitamin üretmez. Bu yüzden A vitamini de dahil olmak üzere tüm vitaminler dışarıdan alınmalıdır. Vitaminleri eksiksiz biçimde vücuda alabilmek için, iyi bir beslenme sistemine sahip olmak gerekir. Kimi zaman vitamin ihtiyacını karşılamak beslenmeyle yeterli olmaz. Böyle durumlarda, doktor kontrolünde takviye tüketimi gerekebilir. A vitamini kapsülleri ve diyet takviyesi gibi takviye türleri bulunur.

A Vitaminin Görevleri

  • Bedeni hastalık ve enfeksiyon gibi tehlikelere karşı korumakla görevli bağışıklık sistemine destek verir.
  • Karanlıkta daha net görmeyi sağlar.
  • Burun gibi çeşitli organların dış tenini ve iç yüzeyini sağlıklı tutar.
  • Kanser riskini azaltır.
  • Akne riskinde artış oluşur.
  • Kemik sağlığına destek sunar.
  • Sağlıklı büyümeyi ve üremeyi teşvik eder.

A Vitamininin Faydaları Nelerdir?

A vitamini, kemik, diş, yumuşak doku, mukus zarları ve cilt için sağlıklı olmayı destekleyen bir vitamindir. Öte yandan, gözlerin rengini oluşturan pigmentleri de üretir ve bu özelliğiyle retinol adını alır. A vitamini, düşük ışıkta iyi görebilmeyi de sağlamasıyla ünlüdür. Öte yandan, sağlıklı bir gebelik geçirmek ve doğum sonrası emzirme sürecinin sorunsuz atlatılması için oldukça önemlidir.

Beta-karoten türü A vitaminleri, antioksidan özelliğe sahiptir. Antioksidanların görevi, hücreleri serbest radikal ismiyle bilinen mikroorganizmalardan korumak ve zarar görmesini engellemektir. Serbest radikaller, kronik ya da uzun süreli hastalıkların en büyük destekçisi ve yaşlanmanın bir numaralı nedenidir. A vitaminleri, antioksidanlarla savaşır. Yine bilindiği üzere, beta-karoten içerikli besinleri tüketmek, bedenini kansere yakalanma riskini azaltır. Fakat, beta-karoten takviyeleri, kanser riskini azaltmamaktadır.

A Vitamini Eksikliği

A vitamini eksikliği, göz problemlerinin ortaya çıkmasına neden olabilir. A vitamininin eksikliğini yaşayan birisinde, gece körlüğü ya da kornea hasarı gibi problemler ortaya çıkabilir. A vitaminin eksik olmasına bağlı olarak hiperkeratoz ya da pullu cilt sorunları görülebilir.

Bir yiyeceğin içerisinde bulunan vitamin A miktarı, genellikle mikrogram ile gösterilir. 19 ile 64 yaş aralığındaki yetişkin bir insanın günlük A vitaminine duyduğu ihtiyaç şu şekildedir:

  • Erkeklerde günlük 700 mikrogram
  • Kadınlarda günlük 600 mikrogram

Sağlıklı insanlar, bu vitaminin ihtiyacını günlük beslenmelerinden karşılayabilirler. Eğer vücudun bu vitamine ihtiyaç duyduğu belirlenmemişse, takviyeler kullanılabilir. A vitamininin depolanabilmesi, onun her gün düzenli olarak alınmasına gerek duyulmadığını gösterir.

A Vitamini Eksikliğinde Görülen Hastalıklar

Vücutta A vitamini eksikliği oluşması durumunda, çok sayıda hastalık ve problem ortaya çıkabilmektedir. Bu problemlerin kimisi geçici, kimisi de kalıcı olabilir.

  • Gece görme bozukluğu
  • Kornea yumuşaması
  • Göz kuruması
  • Kornea yaralanması
  • Bitot lekelenmesi
  • Göz enfeksiyonu
  • Göz bulanması
  • Cilt kuruması
  • Bağışıklık sistemi güçsüzlüğü
  • Yaraların geç iyileşmesi
  • Büyümede ve gelişmede gerilik
  • Deride döküntü
  • Cansız ve sağlıksız saçlar
  • Saç dökülmesi ve kepek problemi
  • Solunum sistemi problemleri
  • İdrar yolu enfeksiyonları
  • Bağırsak iltihapları
  • Üreme problemleri ve kısırlık
  • Düşük yapma
  • Anormal doğum
  • Dişlerin ve kemiklerin güçsüzleşmesi
  • Demir eksikliği oluşumu ve anemi riski
  • Kalitesiz uyku
  • Sindirim sistemi sıkıntıları
  • Epitel doku sertleşmesi
  • Saç, deri ve tırnak sağlığı problemleri

Kimler A Vitamini Eksikliği Riski Altındadır?

  • Prematüre Bebekler: Bebeklerde A vitamininin eksik olması nadir görülen bir durumdur. Fakat prematüre bebeklerin, yeteri kadar vitamin A depolamadan doğmaları, onları risk grubuna sokar. Bu da retinolün plazma konsantrasyonları açısından yaşamlarının ilk yıllarında düşüklük yaşamalarına neden olabilir. Bebeklerde bu vitamininin eksikliğinin yaşanması durumunda, göz, gastrointestinal ve kronik akciğer hastalığı riskleri artış gösterebilir.
  • Hamile ve Emziren Anneler: Hamile anne adayları, fetal büyüme, doku sağlığı ve kendi metabolizmasının güçlü olması için, A vitamini takviyesi kullanma ihtiyacı duyabilirler. Dünya Sağlık Örgütü tarafından yayınlanan bir çalışmaya göre, dünya genelindeki 10 milyon gebe kadının A vitamininin eksikliğini yaşadığı ortaya konmuştur. Buna bağlı olarak da anormal göz kuruluğu (kseroftalmi) problemiyle karşı karşıya kalmışlardır. Gebe ve emziren annelerde bu vitaminin eksikliğine bağlı olarak anemi riski artmış, bebek gelişimi problemleri görülmüş ve anne, bebek ölüm oranları artış göstermiştir.
  • Bebekler ve Çocuklar: Gelişmiş ülkelerde, anne sütünün içerisindeki vitamin miktarı yeterli olmakta ve bebeğe ilk 6 ay boyunca yetmektedir. Fakat, gelişmekte olan ülkelerde bu vitaminin eksikliğini yaşayan anneler, bebeklerine bu vitamini yeteri kadar geçirememekte ve bebek doğduğunda depoları vitamin A ile dolmamaktadır. Genellikle annenin emzirmeyi bırakmasıyla beraber vitamin eksikliği baş gösterir.
  • Kistik Fibroz Sahibi İnsanlar: Kistik fibroz sahibi insanlar, pankreatik yetmezliğe sahip olurlar. Buna bağlı olarak yağ emilimi güçleşir ve vitamin eksikliği artar. Araştırmalar, kistik fibroz sahibi hastaların yüzde 40’ında A vitamini eksikliği görüldüğünü ortaya koymaktadır.

A Vitamini Fazlalığı

A vitamininin fazla olması, çeşitli hastalıkların ortaya çıkmasına neden olabilmektedir. Olması gereken seviyenin üzerinde vitamin seviyesine sahip olan gebeler, kusurlu doğum yapabilirler. Akut A Vitamini zehirlenmesi olarak bilinen aşırı doz durumu, genellikle bir insanın tek seferde birkaç yüz bin mikrogram A vitaminini almasıyla oluşmaktadır. Kronik A vitamini zehirlenmesi ise, rutin olarak günlük 20 bin mikrogram alım yapan insanlarda ortaya çıkar. Yetişkinlere göre bebekler ve çocuklar, A vitaminine çok daha fazla duyarlı bir bedene sahiplerdir. Bu vitaminin takviyelerini düşük seviyelerde bile alsalar, çeşitli hastalıklarla karşılaşabilirler. Yüksek seviyelerde beta-karoten alan insanlar genel olarak hasta olmasalar da, cilt renklerinde değişiklik yaşanabilir. Böyle insanlarda ten rengi sarıya ya da turuncuya dönebilir. Bu vitaminin tüketimini azaltınca, cildin rengini normal tonlarına geri döner.

Araştırmalar, uzun yıllar boyunca günlük ortalama 1,5 miligramdan fazla bu vitamini kullanan insanların kemiklerinin etkilenebileceğini ve yaşlandıkça bu kemiklerin kırılma oranlarının artabileceğini göstermektedir. Özellikle kadınlar için oldukça tehlikeli olan kemik erimesi problemine karşı, yoğun A vitamininden kaçınmak gerekir. Çok sayıda multivitamin takviyesi türünde, yoğun A vitamini içeriği bulunur. Balık yağı ya da karaciğer yağı gibi takviyeler de, A vitamininden zengindir. Bu tarz takviyeleri kullanırken, günlük 1,5 miligramı aşmadığınızdan emin olmanızda fayda vardır.

A Vitaminini Ne Kadar Almamız Gerekir?

Uzmanlar dengeli ve çeşitli beslenerek yeteri kadar bu vitamini alabileceğimizi söylemektedirler. Bu vitaminin takviyelerini kullanırken oldukça dikkatli olmak gerekir. Mümkünse doktor kontrolünde tüketilmelidir. Ciğer, çok yüksek miktarda vitamin A bulundurur. Bu yüzden haftada 1 – 2 seferden fazla ciğer tüketmemekte fayda vardır. Öte yandan, alınan takviyelerden ne kadar vitaminin vücudunuza girdiğinden de emin olmalısınız.

Gebeler Dikkat!

Hamile anne adaylarının günlük A vitaminine duyduğu ihtiyacı aşması durumunda, bebek zarar görebilir. Bu yüzden karaciğer gibi gıdalardan ve vitamin A takviyelerinden uzak durmak, mümkünse doktor kontrolünde tüketmekte fayda vardır.

Menopoz dönemindeki kadınların ve osteoporoz (kemik erimesi) riski taşıyan insanların, günlük A vitamini alımına dikkat etmesi ve 1,5 miligramı aşmaması gerekir.

A Vitamini Bulunan Besinler

Önceden oluşturulmuş A vitamini kaynakları:

  • Ciğer
  • Beyaz peynir
  • Somon
  • Tavuk ciğeri
  • Uskumru
  • Alabalık
  • Tereyağı
  • Süt
  • Yumurta sarısı
  • Krema
  • Böbrek
  • Balık yağı

Provitamin A Vitamini olan yiyecekler:

  • Balkabağı
  • Havuç
  • Brokoli
  • Ispanak
  • Karahindiba
  • Kara lahana
  • Lahana
  • Kırmızı biber
  • Maydanoz
  • Pazı
  • Patates
  • Brüksel Lahanası
  • Portakal

Sebzeler ve A vitamini olan meyveler içerisindeki beta-karoten oranını anlayabilmek için, bu meyvelerin ve sebzelerin ne kadar koyu olduğuna bakmak gerekir. Bitkisel beta-karoten içeren gıdalarda kolesterol ve yağ bulunmaz. Bu kaynakların yağ ile tüketilmesi, vücuda alınan vitamin A ve emilimi artış gösterir.

Bedenin vitamin A ihtiyacını karşılamak için günlük olarak çeşitli meyve ve sebzeleri tüketmek, kuru fasulye gibi baklagilleri yemek ve mercimek gibi tahıllara yönelmek gerekir. Takviye edilmiş süt ürünlerinde de bu vitaminden bolca bulunur. Kayısı ve şeftali, içerisinde A vitamini olan meyveler arasındadır. Aynı anda iki farklı vitamin eksikliği ile karşı karşıya kalınabilir. Böyle durumlarda örneğin A ve C vitamini ya da A ve E vitamini içeren yiyecekler yiyerek, aynı anda iki vitamin eksikliğinin de önüne geçilebilir.

A Vitamininin Tarihi

A vitaminin ilk keşfedilişinin, 1816 yılında fizyolog François Magendie’nin yaptığı araştırmaya dayandığına inanılmaktadır. Magendie, yeteri kadar beslenemeyen köpeklerin kornea ülseri olduğunu düşünmüş ve yüksek bir ölüm oranına sahip olduklarını ortaya koymuştur. 1912 yılında Frederick Gowland Hopkins, sıçanların büyümesi için karbonhidratlar, proteinler ve yağlar dışında, sütte bulunan bir yardımcı faktörün olduğunu fark etmiştir. Daha sonra bu keşif, 1929 yılında Nobel Ödülü kazanmıştır. Daha sonraki yıllarda bazı bilim insanları, beslenme sisteminde yağların rolünü incelenmiş ve çeşitli övgüler bulmuştur. “Yardımcı faktörler” tanımı 1918 yılında “Yağda çözünenler” ve daha sonra 1920 yılında “A Vitamini” ismini almıştır. 1931 yılında İsviçreli bir kimyager olan Paul Karrer, A vitamininin kimyasal yapısını tanımlamıştır. A vitamininin sentezlenmesi ilk kez 1947 yılında iki Hollandalı kimyager tarafından yapılmıştır. A vitamininin gece karanlığında iyi görmeyi sağlamasıyla ilgili tarihteki ilk örnek, Alman bombardıman uçaklarına karşı gece operasyonları yapan İngiliz pilotlarla ilgilidir. Kraliyet Hava Kuvvetleri pilotlarının geceleri yaptığı başarılı savunmanın, yoğun havuç tüketimine bağlı olduğu savunulmuştur. Havucun göze iyi geldiği efsanesi de bu şekilde başlamıştır.

A Vitamininin Detayları

Vitamin A, vücudumuzdaki çok sayıda önemli süreç için hayati önem taşır. Sağlıklı gözler, sağlıklı organlar ve güçlü bir bağışıklık sistemi için A vitaminin önemi çok büyüktür. Öte yandan anne karnındaki bebeklerin sağlıklı büyümesi ve gelişmesi için de bu vitamin yoğun olarak kullanılır. Yüksek miktarlarda ya da az miktarlarda A vitaminini tüketmek, çeşitli problemlere neden olabilir. Doğru dengeyi kurabilmek için, mevsimsel meyve ve sebzeler tüketmek ve hayvansal gıda alımını olması gereken seviyelerde tutmak yeterli olacaktır.


⚠ Yasal Uyarı

Bu internet sitesinin içerikleri, siteye giriş yapan hastaların ve ziyaretçilerin güncel bilgilere ulaşabilmesi adına hazırlanmıştır. Sitedeki bilgilerin, sağlık alanında tanı, tedavi ya da ilaç reçetesi gibi bir özelliği bulunmamaktadır. İnternet sitemiz, sağlıkla ilgili bütün konuların ancak, doktor muayenesi ile teşhis ve tedavi edilebileceğini savunmaktadır. Sitede yer alan bütün bilgiler doktor muayenesine teşvik amacıyla hazırlanmaktadır. Doğru bilgiyi her zaman doktorlardan alabilirsiniz. Sitede yer alan bilgilerin yanlış anlaşılmasına bağlı olarak ortaya çıkabilecek mağduriyetlerden internet sitemiz sorumlu değildir. Site içerisindeki bilgilerin kopyalanarak, başka internet sitelerinde kullanılması kesinlikle yasaktır. İnternet sitemizdeki bilgiler, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu hükümlerince, internet sitesinin sahibinin iznine bağlı olarak kullanılabilmektedir. Siteye giriş yapan tüm ziyaretçiler, yukarıda yer alan yasal uyarıyı bütünüyle ve şartsız olarak kabul etmiş sayılır.