Laboratuvar Sonuçları

Ana sayfa / Laboratuvar Sonuçları

Ataşehir Avicenna Hastanesi, tüm laboratuvar sonuçları ve tahlil sonuçları işlemlerini, tahlil sorgulama yapan hastalar için online ortamda tek tık ile sunmaktadır. Avicenna hastanesi tahlil sonuçları 7 gün 24 saat öğrenilebilmektedir.

Tahlil Sonuçları

Ataşehir Avicenna Hastanesi’nde neredeyse bütün hastalıkların teşhis, tedavi ve gözlem süreçlerinde laboratuvar bölümü kullanılmaktadır. Bu kapsamda laboratuvar sonuçları büyük önem taşımaktadır. Hastalıkların doğru tanı konması ve tedavi sürecinde büyük önem taşıyan tahlil sonuçları, insan bedeninin çeşitli yerlerinden alınan örnekler sayesinde bulunur. Testler, teknolojinin getirdiği son model cihazlar ile gerçekleştirilir. Uluslararası arenada kabul gören kalite denetleyicileri, Ataşehir Avicenna Hastanesi e-laboratuvar bölümü için gereken denetlemeleri gerçekleştirmektedir.

Laboratuvar Testleri

Hastanemizin laboratuvar bölümünde, enfeksiyon hastalıkları, biyokimya, kadın doğum, mikrobiyoloji ve seroloji gibi alanlar başta olmak üzere, çok sayıda alan için laboratuvar sonuçları çıkarılabilmektedir. Bu kapsamda biyokimya testleri, hormon testleri, hematoloji testleri, mikrobiyoloji testleri, seroloji testleri, kadın doğum testleri, gastroenteroloji testleri, enfeksiyon hastalıkları testleri, genetik testler ve diğer birçok test yöntemleri Ataşehir Avicenna Hastanesi bünyesinde uygulanabilmektedir.

Laboratuvar Test Sonuçları

İnsan bedeninin çeşitli yerlerinden alınan örnekler, modern tıbbın tüm imkanlarından faydalanılarak üretilen cihazlar eşliğinde uzman doktorlar ve laboratuvar çalışanları tarafından incelenir. Laboratuvar test sonuçları, olabilecek en hızlı şekilde çıkartılır ve doktorların kontrolleri için hazır hale getirilir. Bu sayede tedavi süreci olabilecek en hızlı şekilde başlatılmış olur. Modern tıp teknolojisinin en son ürünü test cihazları sayesinde, test sonrası alınan sonuçlar yüzde yüz oranında doğruluk payı göstermektedir.

Avicenna Hastanesi Tahlil Sonuçları

Ataşehir Avicenna Hastanesi tahlil sonuçları araması gerçekleştiren tüm hastalar, hastanemizin e-laboratuvar bölümüne yönlendirileceklerdir. Burada tahlil sorgulama işlemi gerçekleştirmek isteyen hastalar, hasta numarası ve TC kimlik numarası girerek, tüm tahlil detaylarını görebilmektedir. Eğer siz değerli hastalarımız, laboratuvar sonuçları ve tahlil sonuçları öğrenmek istiyorsanız Ataşehir Avicenna Hastanesi tahlil sonuçları sayfası üzerinden tahlil sorgulama gerçekleştirebilirsiniz. Hem tüm hastaların zorundu tahlilleri hem de bireysel olarak rutin kontroller yaptırmak isteyen hastalar, laboratuvar bölümümüze tahlil verebilir ve sonuçlarını öğrenebilirler.

Tahlil Sonrası Tedavi

Ataşehir Avicenna Hastanesi’nde tüm tahlil işlemlerinin ardından tedavi süreci başlar. Bu süreç doktor tarafından hasta ile belirlenir. Ataşehir Avicenna Hastanesi’nde herkes, herhangi bir hastalığa yakalanmadan önce, düzenli olarak testlerini yaptırabilir. Bu testler sayesinde herkes, hastalıkların erken evdeki teşhisini sağlayabilmektedir. Erken teşhis edilen bütün hastalıklar, ileride ciddi seviyelere gelmeden ve büyük sağlık problemleri yaratmadan tedavi edilebilmektedir. Bu kapsamda yaptırılacak olan bütün testler e-laboratuvar bölümü üzerinden kontrol edilebilir.

Bulaşıcılığıyla bilinen Hepatit B, Hepatit C ve Aids (HIV) gibi hastalıkların bulunup bulunmadığını belirlemek için yapılan bir testtir. Anti HBS, Anti HCV, Anti HIV gibi, vücuttaki antikor seviyelerini gösterir.

Anti HBS, Hepatit B virüsünün takip edilmesi için yapılan bir testtir. Bu test hem virüsün vücuttan atılıp atılmadığını hem de kişinin hayatı boyunca devam edecek olan bağışıklığını göstermektedir. Hepatit B hastalığının aşısını yaptıran insanlardaki bağışıklığın oluşup oluşmadığına bakılır. Sonuç 12 MLU’dan yüksekse kişi hastalığa karşı bağışıklık sahibi demektir. Anti HBS testinin pozitif çıkması, kişinin Hepatit B virüsüne karşı bağışıklık sahibi olduğunu gösterir. İnsanların test sonuçları kimi zaman 100 ve hatta 1000 gibi sonuçlar verebilir. Bu rakamlar kişinin Hepatit B olmadığını, aksine hastalığa karşı bağışıklığının kesin olduğunu gösterir.

Anti HCV, bireyin vücudunda Hepatit C virüsüne karşı geliştirilen antikorların bulunup bulunmadığına bakılan testtir. Anti HCV testinin pozitif olması, hastanın virüs tarafından enfekte edildiğini gösterir.

HIV (Aids) virüsünün vücuda girmesinden ortalama 5 hafta sonra vücut hastalığa karşı antikor üretmeye başlar. Antikor ölçümü için Anti HIV testi yapılır. Anti HIV testi, pencere dönemi denen dönemde henüz antikorların daha oluşmamasından kaynaklı olarak yanıltıcı olabilmektedir. Doğru ve net sonucun alınabilmesi için korunmasız cinsel ilişkinin üzerinden 90 gün geçmesi gerekir. Antikor testlerinde 90 gün kuralı kesin sonuç için önemlidir.

Hepatit B testlerinden birisi olan HBsAG, Hepatit B yüzey antijeni anlamına gelmektedir. Hbsag testinin pozitif çıkması, hastanın Hepatit B virüsü tarafından enfekte edildiğini gösterir.

Tam idrar tetkiki, adından da anlaşılacağı üzere idrar testidir. Genellikle böbrek ve üriner sistem hastalıkları hakkında doktorlara fikir verir. Öte yandan, idrardaki protein, kan, lökosit seviyelerini de yansıtarak, çeşitli hastalıkların teşhisinde kullanılan faydalı bir testtir.

İnsan vücudunun normal işleyişi esnasında, kırmızı kan hücrelerinin parçalanmasıyla birlikte ortaya çıkan sarımsı maddeye bilirubin adı verilmektedir. Bilirubin karaciğerde bulunur ve normal şartlar altında sindirim sistemi yolu üzerinden dışarıya atılır. İdrarda bilirubin değerlerinin yüksek çıkması, karaciğerde meydana gelebilecek bir hastalığın işareti olarak yorumlanabilir.

Dansite kelime anlamı olarak kalınlık, yoğunluk ve sıklık anlamını taşır. Tıpta dansite terimi kullanıldığı kadar SG kısaltması da kullanılmaktadır. İdrar testinde yer alan dansite değer, idrarın yoğunluk seviyesini göstermektedir. Dansite için normal değerler 1.002 – 1.020 olarak belirtilmektedir.

Eritrositler insan bedeni için oldukça önemli hücrelerdir. Eritrosit yüksekliği, dokulara ve hücrelere yeteri kadar oksijen gitmemesi anlamını taşımaktadır. İnsan bedeni, bu problemi telafi edebilmek adına kırmızı kan hücreleri üretir ve bu sebeple de eritrosit seviyesi yüksek çıkar.

İnsan bedenindeki glikoz seviyesi yüksekse ya da şeker hastalığı varsa ve ayrıca hücrelerin glikozu emmesine yardım edecek kadar insülin bedeninizde yoksa bu durum ile karşılaşmak mümkündür. İnsülinin yetersiz olması vücudumuzu harekete geçirir ve enerji için yağlar parçalanmaya başlar. İşte bu nokta yağ asitlerinin parçalanması sonucu ortaya çıkan bu cisimciklere keton adı verilmektedir.

Beyaz kan hücresi ve akyuvar isimleriyle de bilinen lökositler, vücudu enfeksiyonlara karşı korurlar. Kanın yüzde 1 gibi küçük bir bölümünü oluştursalar da, herhangi bir yabancı organizmaya karşı çok hızlı bir şekilde ürerler ve çoğalırlar. Lökositler kendi içerisinde 5 farklı beyaz kan hücresine ayrılmaktadır. Bunlar; Nötrofiller, lenfositler, eozinofiller, bazofiller, monositler ve makrofajlardır.

İdrarda nitrit ile karşılaşılmasının en büyük sebebi idrar yolu enfeksiyonlarıdır. Genellikle, esane, üreter ve böbrekler bakterilerce enfekte edildiği zaman ortaya çıkarlar.

İdrarın asitliği ya da alkalinitesinin ölçüsünü Ph değeri verir. İdrar, asidik ya da alkali olabilir. İdrardaki Ph seviyesi, beslenme sistemine, hastalıklara ya da kullanılan ilaçlara bağlı olarak değişebilir. Ph seviyesinin 7’nin üzerinde olması, idrarın bazik olduğunu göstermektedir. Bu seviye 7’nin altına inmişse, idrar asidik hale gelmiştir.

Protein, insan bedenindeki organ ve dokulara kan yoluyla taşınmaktadır. Böbrekler, andaki proteinin geçişini engeller ve proteninin kanda kalmaya devam etmesini sağlar. Böbreklerin bu görevi yerine getirememesi, proteinin idrara geçmesine neden olur.

Kandaki şeker seviyesi uzun bir süre boyunca 140 miligramın üzerinde olursa, kanda bulunan fazlalık şeker böbrekler aracılığıyla dışarıya çıkarılır. Böyle durumlarda idrarda şeker görülebilir. Sağlıklı insanların idrarında şeker bulunmaz.

İdrarda ürobilinojen olması, insan sağlığı hakkında ve özellikle de karaciğer sağlığı hakkında önemli bir göstericidir. Normal bir idrarda az da ürobilinojen bulunur. İdrarda çok az ve hatta hiç yoksa, karaciğerlerde bir problem var demektir. Öte yandan idrardaki ürobilinojen seviyesi normal değerlerin üzerindeyse, siroz ve hepatit gibi karaciğer hastalıkları işaret ediliyor olabilir.

Hemogram, kan hücrelerinin sayıları, kandaki oranları, boyutları ve farklılıkları hakkında bilgi veren kan testidir. Kan dolaşımında yer alan hücreler genel olarak kemik iliğinde üretildiği için, kemik iliği problemlerinin değerlendirilmesinde sıkça kullanılan bir testtir. Öte yandan, genel sağlık durumu, varsa tedavi sürecinin etkileri ya da varsa hastalığın seviyesini de gösterir.

İnsan bedeninde beyaz ve kırmızı olmak üzere iki adet kan hücresi türü bulunur. Beyaz kan hücrelerinin çeşitli türleri vardır. Bu hücrelere bazofil ismi de verilmektedir. Bazofil hücreleri sağlıklı insanlarda düşük olur. Baso değerlerinin yüksek olduğu durumlarda, vücutta bir problem olduğu düşünülür.

Eozinofil bir tür akyuvar cinsidir. İnsan bedeninde önemli görevleri bulunmaktadır. EOS değerleri normalin üzerindeyse, vücutta bir problem olabileceği düşünülmektedir. Eozinofillerin temel görevi, vücutta yer alan parazitleri belirlemek ve bu parazitlerin oluşturabileceği enfeksiyonlarla savaşmaktır.

LYM, bir tür akyuvar hücresidir. Beyaz kan hücresi olarak da bilinen lökositin çeşitlerinden birisidir. Bağışıklık sisteminin bir parçası olarak görev yapar. Normal değerlerin üzerinde olması, vücudun bir hastalığa karşı bağışıklık sistemini harekete geçirdiğini gösterir.

Vücudun önemli yapı taşlarından birisidir. Vücuda bulaşan organizmalara ve kanser hücrelerine karşı savaş verirler. Monosit değerlerinin olması gerekenden yüksek ya da düşük olması bazı hastalıkların belirtisi olabilir. Monosit düşüklüğü çoğu zaman normal karşılansa da, nadiren kemik iliği problemlerini işaret ediyor olabilir. Monosit seviyesinin yüksek olması, vücudun kansere karşı mücadele verdiğinin işareti olabilir.

Nötrofil insan bedeninde kemik ilikleri tarafından üretilir. Kemik ilikleri tarafından üretildikten sonra da kan dolaşımına giriş yaparlar ve mantarlara, bakterilere karşı savaş verirler. İnsan bedeninde ortaya çıkan bir enfeksiyona karşı ilk olarak bölgeye nötrofiller giderler. Bu değerlerin düşük ya da yüksek olması birçok hastalığın habercisi olabilir.

HCT, Hematokrit’in kısalması olarak kullanılır. Kırmızı kan hücrelerinin kandaki oranını ifade eder. Alyuvarlar olarak da bilinir. Kansızlık ya da yeteri kadar oksijen ve sıvı alamama durumlarında düşük olur. Hem düşük olması hem de yüksek olması, belli başlı hastalıkların uyarıcısı olabilir.

HGB, kırmızı kan hücrelerinin içerrisinde yer alan demir açısından yüksek değerlere sahip bir protein olarak bilinir. Yüksekliği ve düşüklüğü ciddi hastalıkların habercisi olabilir.

MCH, ortalama korpusküler hemoglobin anlamına gelmektedir. Her bir MCH değeri, tek bir kırmızı kan hücresinde yer alan ortalama homglobin değerini açıklamaktadır. Hemoglobin kırmızı kan hücrelerinde yer alan oksijeni dokulara götürmekle görevli protein olarak çalışır. Düşüklüğü genellikle demir eksikliği olarak tanımlanır. Yüksekliği ise, B vitaminleri ve folat eksikliğiyle açıklanır.

MCHC, ortalama korpusküler hemoglobin konsanstrasyonu olarak tanımlanır. Düşüklüğü genellikle demir eksikliğini işaret eder. MCHC yüksekliği ise, genellikle B12 eksikliği, folik asit eksikliği ya da bir karaciğer hastalığını işaret eder.

MCV, ortalama corpuscular hacim olarak tanımlanır. Kırmızı kan hücrelerinin kandaki boyutlarını simgeler. Yüksekliği, kırmızı kan hücrelerinin olması gerekenden büyük olduğunu işaret eder. Bu durum kılcal damarlardan geçerken kırılmalarına neden olur. Düşüklüğü ise, hücrelere taşınan oksijenin normalden daha az olduğunu gösterir.

MPV, kanın pıhtılaşmasını sağlayan elemanların ortalama büyüklüğünü açıklamaktadır. Kandaki trombositlerin ortalama boyutu olarak da açıklanabilir. Yaralanma ve kesik gibi durumlarda kanın pıhtılaşarak kan akışının durmasını sağlar.

PCT, kandaki prokalsitonin seviyesini ölçen kan testidir. Prokalsitonin, insan bedenindeki bakteriyel enfeksiyonların miktarını ve seviyesini açıklar. Genellikle enfeksiyonun kana karışması sonucu ortaya çıkan sepsis gibi problemlerin teşhisi için yapılan bir testtir. Viral enfeksiyonlar kandaki PCT değerini yükseltmez. Bakteriyel enfeksiyonlar ise, PCT değerini yükseltebilir.

PDW, kandaki trombositlerin dağılım aralığını anlatır. Kemik iliğinin aktifliğini ve varsa problemlerini gösterir. Genellikle sebepsiz burun kanamaları, yaralanma ve kesik anlarında durdurması güç kanamalar olması, kolay morarmalar ve sürekli ortaya çıkan kızarıklıklar sonucu testi istenir.

PLCR, büyük hücreli trombosit anlamına gelmektedir. PLCR değerlerinin yüksek ya da düşük çıkması, beraberinde farklı testler yapılması gerekliliğini doğurur. PLCR değerlerinin az olması, hastanın hayati tehlikesinin bulunduğunu gösterir. Genellikle insan sağlığının temel göstergesi olarak kabul edilir. Çünkü insan sağlığını bozan hastalıklar, genel olarak PLCR değerlerinin düşmesine neden olur.

PLT, kanamalarda kanı pıhtılaştırarak kanamanın durmasını sağlayan trombositi açıklar. Trombositler sağlıklı insanlarda 150 bin ile 450 bin arasında bulunur. Hem düşüklüğü hem de yüksekliği durumu, hastanın ciddi bir hayati tehlikesinin bulunduğunu gösterir.

RBC, Eritrosit olarak da bilinen bir kan hücresinin adıdır. Yüksekliği genellikle hücre ve dokularda yeterince oksijen bulunmadığını gösterir. Görevi, akciğerlerle dokular arasındaki oksjen ve karbondioksit transferini yürütmektir.

Alyuvarlardaki büyüklüklerin farklı boyutlarda olduğunu gösterir. Bu farklılıklarda oluşan artış, RDW yüksekliğini işaret eder. Düşüklüğü ve yüksekliği, çok sayıda hastalığı işaret edebilmektedir. Böyle durumlarda diğer kan değerleriyle birlikte incelenmesi gerekir. RDW-CD, standart sapma üzerinden yüzde hesaplamasıdır.

Alyuvarların olması gereken boyutlarda olmaması ve birbirlerinden farklı boyutlarda olmaları durumuyla açıklanır. Bu farklılıkların seviyesine göre çeşitli hastalıklardan şüphe duyulabilir. RDW-SD, standart sapma ya da gerçek ölçüm olarak adlandırılabilir ve fL birimiyle değerleri gösterir.

WBC, kanda bulunan akyuvarları veya farklı bir ifadeyle beyaz kan hücrelerini gösterir. Tıp dilinde lökosit olarak da tanımlanır. Bedendeki enfeksiyon seviyesinin yükselmesiyle artış gösterir. Amacı vücuda giren mantarları, bakterileri ve virüsleri temizlemektir. Yüksekliği, çok sayıda tehlikeyi işaret ederken, düşüklüğü de bağışıklık sisteminin güçsüzlüğünü gösterir.

Biyokimya testi en önemli kan tahlillerinden birisidir. Sık görülen çok sayıda hastalığın bu test sayesinde ortaya çıktığı bilinmektedir. Sıklıkla metabolik ve endokrin problemlerin ortaya çıkarılması gereken durumlarda kullanılmaktadır.

CRP, bedenin gerektiğinde savunma amaçlı ürettiği bir proteindir. Düşüklüğü kolay hastalanmaya yol açar. CRP yüksekliği, yakın zamanda bir enfeksiyon, inme, kalp krizi ya da doku ölümünü işaret etmektedir. C-Reaktif Protein açılımına sahiptir. Genel olarak CRP’nin yüksek olduğu durumlarda inflamasyon teşhisi koyulmaktadır. Fakat, enfeksiyondan kansere kadar çok sayıda hastalığın habercisi de olabilir.