Ağız Kanseri Nedir? Oral Kanser Neden Olur?

Ağız Kanseri Nedir? Oral Kanser Neden Olur?

Ağzın içinde, gırtlakta, bademciklerde ya da tükürük bezlerinin ara bölümünde oluşan kanserlere genel olarak ağız kanseri adı verilmektedir. Yoğunlukla ağız tabanında görülür. Kimi zaman ayrı bir kanser türü olarak tanımlansa da, dil kanseri de özünde bir ağız kanseridir. Oral kanser kimi zaman dudaklarda da görülebilmektedir. Avicenna Ataşehir Hastanesi uzman hekimleri, ağız kanseri hakkında merak edilenleri anlattılar.

Ağız Kanseri Nedir?

Kadınlara göre erkeklerde çok daha fazla görülen ağız kanserinin teşhis edilebilmesi adına rutin doktor ve diş muayenelerinin yaptırılması gerekmektedir. Diğer kanserlerde olduğu gibi oral kanser de, sıçrayabilen ve vücuda yayılabilen bir kanserdir. Bu yüzden erken teşhis edilmesi büyük önem taşımaktadır. Ağız içinde oluşan kanser, KBB ve Baş – Boyun cerrahlarının uzmanlığında tedavi edilmektedir.

Ağız Kanseri Engelleme Yöntemleri

  • Alkol ve sigara gibi kanser yapan maddeleri kullanmamak
  • Rutin doktor muayenelerini aksatmamak
  • Ağızda yaralara neden olan protezlerin ve dişlerin tedavisini yaptırmak

Oral Kanser Oluşma Riskleri

Ağız kanserinin en kafa karıştırıcı yanı, benzer hayatları yaşayan insanlardan bazılarında görülürken, bazılarında görülmemesidir. Bunun nedeninin ne olduğu hakkında net bir bilimsel açıklama olmasa da, vücudun genel dayanıklılığına bağlanmaktadır. Bilimsel olarak ortaya konan bir gerçek ise, “Ağız kanseri bulaşıcı mıdır?” sorusunun yanıtıyla ilgilidir. Yapılan çalışmalar, ağız kanserinin bulaşıcı olmadığını ortaya koymuştur. Bir başka deyişle, bir insanın başka bir insandan kanser alması mümkün değildir. Bu kurala ağız kanseri de dahildir. Öte yandan, yapılan bazı çalışmalarda, ağız kanserinin oluşmasında etkili olabilecek bazı bakterilerin, başka insanların ağzından bulaşabileceği ortaya konmuştur. Yani kanser direkt olarak ağızdan ağıza bulaşmasa da, ağız kanserine neden olan ağız içi kimyası, başka ağızlara geçiş yaparak, ağız kanserinin oluşumuna neden olabilir. Elbette tüm bu sürecin net tespitinin yapılabilmesi ne yazık ki mümkün değildir.

Alkol

Düzenli alkol tüketen insanların, tüketmeyen insanlara göre daha fazla ağız kanseri olduğu bilinmektedir. Düzenli olarak alınan alkolün miktarıyla risk oranı orantılı olarak artmaktadır.

Güneş Işınları

Bütün cilt kanseri yaşayan insanlarda olduğu gibi, dudak kanseri için de en büyük risk faktörü hiç kuşkusuz güneş ışınlarıdır. Ayrıca, sigara içen insanların güneşten yoğun etkilendiklerinde dudak kanseri olma riskinin de çok fazla olduğu belirtilmektedir.

Sigara

Sigara ya da tütün ürünü kullanımın, bütün kanserler için risk faktörü olduğu artık herkes tarafından bilinse de, ağız içi kanseri açısından bu risk faktörü çok daha yüksektir. Zira ağız kanserinin en büyük nedeni olarak tütün ürünü kullanımı gösterilmektedir. Sigara içen insanların, alkol alışkanlığı da bulunuyorsa, risk daha da artıyor. Oral kavite kanser hastalığıyla karşı karşıya kalmış olan insanların yüzde 90’ının sigara içen insanlardan oluştuğu belirtiliyor.

Ailede Kanser Öyküsü

Ailede kanser öyküsü bulunması, sağlıksız şartlarda yaşama ve düzensiz beslenme alışkanlığı, bütün sağlık problemlerini tetiklediği gibi ağız kanserini de tetiklemektedir. Önceden baş ya da boyun kanseri tedavisi gören insanların sigaraya devam etmeleri halinde, risk katlanarak yükselmeye devam eder.

Yara Oluşturabilecek Etkenler

Ağız bölgesinde yara oluşumuna neden olabilecek keskin kenarlı protezler ve dişler, ağız kanseri oluşumuna neden olabilmektedir. Ağzında düzenli olarak yaralar bulunan insanların sigara da tüketiyor olması, oral kanser riskini oldukça arttırmaktadır.

Ağız Kanseri Belirtileri

Ağız içerisinde, gırtlakta, bademciklerde ya da dudakta ortaya çıkabilecek leke ve yaralar, en büyük ağız kanseri belirtisidir. Bu lekelenme ve yaralardan beyaz olanlar lökoplaki, ismiyle anılır ve habis dönüşüme yatkın lezyonlar olarak karşımıza çıkarlar. Kırmızı beyaz karışık lekelenmeler ise, eritrolökoplaki ismiyle anılır ve kanserleşme riski çok daha fazladır. Ağız kanseri belirtileri genel olarak şu şekilde sıralanabilir:

  • Ağızda ve dudakta iyileşmeyen yaralar
  • Tekrar tekrar kanama yapan yaralar
  • Hiçbir sebep yokken diş kaybı yaşanması
  • Yutkunmada güçlük çekmek
  • Boyunda kitle ya da şişlik hissetmek
  • Kulak ağrısı

Ağız Kanserleri Tanıları Nasıl Koyulur?

Bütün kanserlerde olduğu gibi ağız içerisindeki kanserlerde de erken tanı, hayat kurtarmaktadır. Ağız kanseri erken tanısı alınabilmesi adına rutin diş doktoru muayenelerinin aksatılmaması gerekmektedir. Yine normal KBB doktorları tarafından yapılan muayeneler ve check uplar da, erken dönem kanser teşhisi için oldukça önemlidir.

Muayeneler esnasında doktorlar, ağız içini, dili, yanakları, diş etlerini ya da ağız tabanını ve en önemlilerinden dudakları incelemeli, herhangi bir şüpheli durumla karşılaşırsa, biyopsi istemelidir. Bölgesel ya da genel anestezi ile doku parçası alınır. Doku, mikroskoplarla incelenir ve kanserli olup olmadığı anlaşılır.

Eğer biyopside kanser hücresi ile karşılaşılırsa önce hastalığın diğer dokulara ya da organlara yayılıp yayılmadığına bakılır, daha sonra da hastalığın evrelendirilmesi aşamasına geçiş yapılır. Evrelendirme için çeşitli testler yapılır.

Evrelendirmenin tamamlanmasıyla birlikte, tedavi planı için gereken testlere ve görüntülemelere geçiş yapılır. Bu süreçte, bilgisayarlı tomografi ve grafi istenebilir. Ayrıca, MRG gibi radyolojik görüntülemeler ve endoskopik muayeneler de yapılabilir. Çeşitli laboratuvar tetkikleri de bu dönemde hastadan alınır. Ağız bölgesi kanseri erken tanıda yüzde 90 oranında iyileşme gösterir.

Ağız Kanseri Tedavisi

Kemoterapi

Ağız kanseri tedavisinde ilaçlı kanser tedavisi olan kemoterapi uygulanabilmektedir. Kemoterapi, hücrelerin yayılmasının ve sıçramasının önüne geçmek için tercih edilir. Genellikle cerrahi ve radyoterapi beraber hastaya uygulanır. Fakat, kemoterapi sürecinde hastaya verilen ilaçların belli başlı yan etkileri olabilir. Kemoterapi, böbreklere ve karaciğere zarar verici etkilerde bulunabilmektedir.

Kemoterapinin en bilinen yan etkilerinden birisi de, hastaların saçlarının dökülmesidir. Bu durum bilindiği üzere geçici bir durumdur ve kemoterapi sürecinde devam eder. Tedavinin tamamlanmasıyla birlikte, saçların yeniden çıktığı defalarca görülmüştür. Öte yandan, mide bulanması ve sık sık kusmak, kemoterapinin zorlayıcı etkilerinden bir başkasıdır. Hastalar iştahlarını kaybedebilir, halsizlik yaşayabilir. Kemoterapi, aynı zamanda bağışıklık sistemini de etkiler. Bu da hastaların enfeksiyonel hastalıklara çok daha kolay yakalanmasına neden olmaktadır.

Ameliyat

Ağız kanserinin ameliyatla tedavisinde, tümör ve tümörün komşusu olan dokular alınır. Cerrah, gerekli durumlarda lenf bezlerini de temizler. Yemek yemede zorluk çekilmesi sebebiyle ameliyattan sonra ağrı tedavisi uygulanır.

Ağız kanseri cerrahisi sonrası, hastanın ağzındaki ödemin ve şişliklerin inmesi birkaç haftayı alabilmektedir. Bu dönemde beslenmede yaşanabilecek problemlere karşı, uzman bir diyetisyenin yönlendirmesiyle diyet programı oluşturulmalıdır. Hastanın iyileşme döneminde güçsüz düşmemesi için, uygun diyet programıyla beslenmeye devam edebilmesi gerekmektedir. Tedavi sürecini yürüten doktorlar, cerrahi operasyon sonrası radyoterapiye ya da kemoterapiye devam edilip edilmeyeceğini belirlerler.

Radyoterapi

Radyoterapi ile oral kavite kanser tedavisinde, yüksek enerjili ışınlar kullanılır. Bu ışınlar hastanın kanserli hücrelerine verilir ve kanserli hücrelerin öldürülmesi hedeflenir. Böylece hastanın kanserli hücreleri yayılmayı bırakabilir. Radyoterapinin dozu, hastanın genel sağlık durumuna ve tümörün büyüklüğüne göre değişiklik gösterebilir. Radyoterapinin yan etkileri, ağız kuruması, diş düşmesi, boğaz ağrıları, diş eti kanamaları, bölgesel enfeksiyonlar, çene eklemi sertleşmeleri, tat ve koku duyularında değişim, küçük yanıklar ve genel bir yorgunluktur. Tedavi boyunca hastanın ağız bakımını hiç aksatmaması büyük önem taşımaktadır. Yan etkilerle mücadelede gerekli durumlarda bir KBB uzmanının sürece dahil edilmesi faydalı olacaktır.