Antisosyal Kişilik Bozukluğu Nedir? Nedenleri, Belirtileri ve Tedavisi

Antisosyal Kişilik Bozukluğu Nedir? Nedenleri, Belirtileri ve Tedavisi

Avrupa’nın ortaçağ döneminde devamlı suç işleyen insanlar günahkar olarak ilan edilir, sonrasında da ya dinden atılır ya da öldürülürlerdi. Böyle insanlar için kötü ahlak sahibi oldukları söylenir, zekasıyla ilgili bir problem olmadığı vurgulanırdı. Günümüzde ise böyle insanlar için antisosyal kişilik bozukluğu (ASKB) ya da psikopat teşhisi koyulabilmektedir. Peki, antisosyal kişilik bozukluğu neden olur? Tedavisi mümkün müdür?

Antisosyal Kişilik Bozukluğu Nedir?

19. yüzyıl ile birlikte günahkar olarak tanımlanan insanlar için psikopat tabiri kullanılmaya başlanmıştır. 1950’li yıllarda Amerikan Psikiyatri Birliği tarafından sosyopatik kişilik bozukluğu tabiri kullanılmıştır. İlerleyen yıllarda antisosyal kişilik tabiri lügata girmiştir. Devam eden süreçte “antisosyal, asosyal, psikopatik, sosyopatik ve disosyal kişilik bozukluğu” gibi terimler de tercih edilmiştir.

Hastalık hemen hemen her ülkede görülebilmektedir. Bu yapısıyla coğrafyadan etkilenmediği ortaya koyulabilir. Genellikle çocukluk döneminde başlar. İlerleyen yaşlarda devam eder ve diğer insanların haklarını ihlal etmeyle kendisini gösterir. Psikopat insanlar, başkalarının haklarını önemsemez ve bu haklara tecavüz etmekten çekinmezler. Gelişimsel bir bozukluk olarak kabul edilir. B kümesi kişilik bozuklukları arasında yer alır. Klinik bir sendroumdur.

ASKB hastalığı için yapılan çalışmalarda, erkeklerde görülme oranı yüzde 3, kadınlarda görülme oranı yüzde 1 olarak belirlenmiştir. Geleneksel kültürlerde “Evlenince düzelir” algısıyla genç yaşta evlendirildikleri görülmektedir. Fakat ileri seviyede psikopat bir hasta için evlilik pek de mümkün değildir. Antisosyal kişilik bozukluğu ve evlilik oldukça tehlikeli kelimelerdir. Hastanın eşine her an zarar verebileceği bir yaşam doğru değildir. Geçmişte “kötü insan, günahkar” gibi isimler takılan bu insanlar için son 200 yıldır hasta tanımı yapılmaktadır. Dolayısıyla bu insanlar için öncelikle tanı konmalı ve daha sonrasında tedavi edilmeleri doğru olur. Ancak bu şekilde evlilik planları yapılabilir.

Öte yandan psikopat tanısı 18 yaşından küçük insanlar için koyulamamaktadır.

Antisosyal Kişilik Bozukluğu Belirtileri

Psikopat insanların temel özellikleri, çocukluk ya da ergenlik döneminde başlaması, okul, iş ve sosyal hayatta devam etmesi, kriminal davranışlar sergilemeleridir. Hastalığın kriminalite ile olan ilişkisi sebebiyle, üzerinde çok fazla durulur ve diğer kişilik bozukluklarına göre daha fazla çalışma yapılır. ASKB hastalarının en büyük belirtisi, yaptıklarından hiçbir şekilde pişman olmamalarıdır. Genel olarak antisosyal kişilik bozukluğu belirtileri ise şöyledir:

  • Pişmanlık duymama
  • Başkalarının haklarını ihlal etme
  • Verilen görevleri yerine getirememe
  • İyi bir anne ya da baba olamama
  • Karşı cinsle düzenli bir ilişki kuramama
  • Saldırganlık yapma
  • Dürtüsel hareket etme
  • Acılara, sıkıntılara gelecekteki kazançlar için dayanamama
  • Yalancılık
  • Pervasızlık

Her sosyopatiye sahip birey kriminalize değildir. Psikopat insanlar 20 – 40 yaş aralığında en yüksek dönemlerini yaşarlar. Genellikle 45 yaşından sonra kişiliklerinde çok hızlı bir düşüş yaşanır. Toplum tarafından “Yaptıklarından pişman oldu”, “Artık o işleri bıraktı” şeklinde yorumlar yapılır. Psikopat insanlar genellikle narsisistik kişilik bozukluğu da gösterirler. Hatta bazı hastalar için antisosyal kişilik, narsisistik kişilik bozukluğunun bir alt dalı olarak görülür.

Çocukluk döneminde ortaya çıkan belirtiler, antisosyal kişilik bozukluğunun öncüsüdür. Diğer çocukların temel haklarına saygı duymayan ve sosyal kabulleri reddeden bir yapı gösterirler. Yaptıklarından hiç pişman olmazlar ve bu tarz davranışları tekrar tekrar yapmaya devam ederler. 18 yaşından önce psikopat tanısı koyulamadığı için, davranım bozukluğu tanısı koyulmaktadır. Davranım bozukluğu ergenlik dönemlerinde en çok koyulan teşhislerden birisidir. Davranım bozukluğu toplumun yüzde 2’si ile yüzde 6’sı arasında görülmektedir. Çocuklarda davranım bozukluğu belirtileri ise şöyledir:

  • Diğer çocuklara ve yetişkinlere karşı saldırgan tavırlar
  • Hayvanlara zarar verme, işkence yapma
  • Eşyalara zarar vermekten keyif alma
  • Kurallara uymayı reddetme

Psikopat Tanısı Nasıl Koyulur?

Daha önce de bahsettiğimiz gibi, antisosyal kişilik bozukluğu tanısı için hastanın yaşının en az 18 olması gerekmektedir. Bu yaşa kadar ise teşhis olarak davranım bozukluğu koyulabilir.

Hastalara tanı koyulabilmesi için aşağıda yer alan maddelerden üç tanesinin belirgin şekilde görülebilmesi ve 15 yaşından beri aynı davranışların sergileniyor olması gerekmektedir. Tanı sürecinde uygulanan herhangi bir antisosyal kişilik bozukluğu testi bulunmamaktadır.

  • Kolluk kuvvetleri tarafından tutuklanmasına sebebiyet verebilecek aktivitelerde bulunma, kanunlara ve toplum kurallarına uyum sağlayamama
  • Rutin olarak yalan söyleme, kendisini farklı isimlerle tanıtma, kişisel faydası için insanları kandırma
  • Dürtüleriyle hareket etme
  • Devamlı kavga etme, sürekli sinirli olma
  • Hem kendisinin hem diğer insanların güvenliğini düşünmeme
  • Okul ve işe karşı sorumsuzluk
  • Yaptıklarından dolayı pişman olmama

Kavramsal Tartışmalar

Antisosyal kişilik bozukluğu ile ilgili yapılan araştırmalarda tam olarak görüş birliği sağlanamamaktadır. Bunun sebepleri, tanı koyma süreciyle ilgili farklı düşüncelerin olması ve hafif seyreden vakalar için farklı tanılar koyulmasıdır.

Psikopat Kavramı

Psikopati, antisosyal hayat tarzı, tepkisizlik, duygusuzluk, sahtekarlık ve vicdansızlık özellikleri gösteren gelişimsel bir bozukluk olarak karşımıza çıkmaktadır. Psikopat insanlar, duygusal anlamda duyarsızlaşmışlardır. İşledikleri suçlar yüzünden başkalarının haklarını ihlal ediyor olmayı önemsemezler. Toplumsal değerler onlar için bir şey ifade etmez ve kişisel faydaları uğruna diğer insanları kandırabilirler. Öte yandan tüm bu davranışların kendilerine vereceği zararı da önemsemezler. Antisosyal kişilik bozukluğu olan insanlar, yakalanma ihtimali çok yüksek olan, planlanmamış ve düşünülmemiş suçlar işleyerek ceza almaktan korkmazlar.

Bir psikopat genellikle çok çabuk öfkelenir. Psikopatlar katı duygulara sahiplerdir ve dürtüleriyle hareket ederler. Vicdan, aşk, empati gibi duyguları bulunmamaktadır. Suç işlemeye her an hazır insanlardır. Dürtülerle ortaya çıkan ve bir amaca hizmet eden saldırgan hareketlerde bulunabilirler.

ASKB ile Psikopati Arasındaki Benzerlikler ve Ayrılıklar

Hapishanelerde yapılan araştırmalarda, mahkumların yüzde 50 ile 75’i arasında ASKB ile karşılaşılmaktadır. Bu rakam psikopat mahkumlar için ise yüzde 15 ile 25 arasındadır. Kriminal bir psikopat, hemen hemen tüm antisosyal kişilik bozukluğu belirtilerine sahiptir. Öte yandan antisosyal kişilik bozukluğu tanısı konmuş mahkumların hepsi psikopat değildir.

Antisosyal kişilik bozukluğu, tam anlamıyla antisosyal yaşamı içerisine almışken, psikopat bireylerde davranışların emosyonel disfonksiyonuna odaklanılır. Psikopati azalan empati yeteneği ve pişmanlık duygusu ile beraber diğer insanlara duygusal anlamda bağlanma problemleriyle kendisini gösteren emosyonel disfonksiyon ve antisosyal davranışları kapsar. Psikopat insanlar sadece kriminal suçlara odaklanmamaktadır. Toplum içerisine karışabilmiş psikopatlar, psikopatik eylemlerde bulunurlar fakat çok daha az antisosyal davranışlar gösterirler. Bu da onların yaptıkları psikopatça eylemlere insanların gözleriyle görmeden inanmamalarına neden olabilir.

Antisosyal Kişilik Bozukluğu Neden Olur?

Ailedeki ve çevredeki evlilik problemleri, alt sınıftan bir ailede büyüme, ekonomik problemler, kalabalık aile yapısı, evin babasının suç işlemesi, annede psikolojik problemler olması çocuklarda dikkat eksikliği ve hiperaktiviteye neden olabilmektedir. Çocuklarda dikkat eksikliği ve hiperaktivite, ilerleyen yaşlarda psikopat bir birey olmayı kolaylaştırmaktadır. Tabii, antisosyal kişilik bozukluğu sadece bu nedenlerden oluşmamaktadır.

Hastalığın nedenleri arasında kalıtsal genetik ve çevre faktörü de büyük oranda etkilidir. Her ne kadar şiddete meyil gösteren kişilik bozuklukları için sonradan öğrenilen ve uyum sağlanan hastalıklar gözüyle bakılsa da, son yıllarda biyolojik nedenler üzerine ciddi çalışmalar yapılmaktadır.

Özet olarak antisosyal kişilik bozukluğu oluşumuna neden olan sebepler nelerdir diye soracak olursak, aşağıya yer alan maddelerle yanıt vermemiz mümkün olur:

  • Genetik
  • Biyolojik
  • Psikodinamik
  • Psikososyal

Antisosyal Kişilik Bozukluğu Tedavisi

Psikopat insanların tedavi amaçlı yardım istedikleri oldukça ender görülen bir durumdur. Böyle insanların tedavi olması için verilen çabalar çoğu zaman boşa gitmektedir. Fakat, çeşitli tedavilerle hastaların şiddet belirtilerinin baskılanabildiği örnekler de mümkündür.

Sosyopatiye sahip insanların askerlik ya da cezaevi gibi ortamlarda depresif ve içsel endişeleri gün yüzüne çıkabilmektedir. Böyle ortamlarda hastaların kendileriyle ilgili konfrontasyonlar hareketlerini ve davranışlarını değiştirebilmektedir. Psikopat hastaların psikoterapistlerle gelecekleri hakkında bağ kurmaları ve uyum yakalamaları çok dikkat çekici olur. İyi bir terapist ile psikopat kişinin kuracağı güven ilişkisi, terapinin kalitesini arttırmakta ve hasta için umut verici olmaktadır. Bu da psikopatların asla tedavi edilemeyeceğine yönelik algıyı kırmaktadır.

En yararlı tedavi türleri, toplum içerisinde yüksek seviyede risk barındıran suçluları hedefleyerek hazırlanan terapilerdir. Bu terapiler beceri merkezli ve davranışçı olabilir. Eğer iyi bir tedavi planı yapılırsa, en azılı suçluların dahi şiddet seviyelerinde azalma görülebilmektedir. Antisosyal kişilik bozukluğu sahibi hastalarda, hastaneye yatış ile tedavide başarı elde edilmezi çok güçtür. Hastalığın yanında depresyon ya da anksiyete var ise, tedavi edilebilir. Psikopatlar, hasta olmayan insanlara göre alkol ve uyuşturucu rehabilitasyon programlarına çok daha az olumlu yanıt verirler. Eğer psikopat hasta bağımlı olmuş ise, bırakması çok güçtür. Hastaların topluma kazandırılabilmeleri ve tedavi olmaları için, psikoterapist ile aralarında hızlıca bağ kurulması gerekir. İlk etapta uyum yakalanamamışsa, çok geçmeden farklı bir psikoterapist arayışına girilmelidir. Hastanın uyum sağlayamadığı terapistte ısrarcı olmak çok daha olumsuz sonuçlar doğurabilmektedir.