Kronik Hepatit Virüsü

Kronik Hepatit Türleri ve Tedavisi

Kronik hepatit, 6 aydan daha fazla süren hepatite verilen isimdir. Genel olarak akut başlayan belirtilerin uzun süre gözlenmesi sonucu oluşmaktadır. Bağışıklık sisteminin zayıf olması ve bazı kronik hastalıklara sahip olmak gibi nedenlere bağlı olarak gelişir.

Kronik Hepatit Ne Demek?

Karaciğerin farklı nedenlere bağlı olarak iltihaplanması hepatit olarak adlandırılmaktadır. Genellikle ilk başta akut olarak gelişen hastalık daha sonra kronikleşebilmektedir. Akut hepatit belirtilerinin altı aydan daha fazla sürmesi durumuna kronik hepatit adı verilmektedir. Bununla birlikte hepatit virüsleri yıllar boyunca insan vücudunda yaşayabilmektedir. Diğer hepatitlere göre kronikler çok daha riskli hastalıklar olarak karşımıza çıkmaktadır. Bununla birlikte karaciğer, vücutta en büyük ve önemli işlevlere sahip bir organdır. Karaciğer organında meydana gelen hastalıkların uzun sürmesi gibi durumlar insan yaşamını büyük ölçüde riske sokmaktadır.

Akuttan kroniğe dönebilen üç çeşit hepatit bulunur. Bunla Hepatit B,C ve D’dir. Kronikleşmiş bu hastalık daha sonra siroz, karaciğer kanseri ve beyin işlevlerinde bozukluk gibi birçok komplikasyona neden olabilmektedir.

Kronik Hepatit Nedenleri

Genel olarak kronik hepatitler şu nedenlerle gelişmektedir:

  • Aşırı alkol kullanımı,
  • Sağlıksız beslenme alışkanlıkları,
  • Otoimmün hastalıklar,
  • Bilinçsiz ilaç kullanımı,
  • Metabolik hastalıklar,
  • Virüsler.

Kronik Hepatit Belirtileri

Bu hastalığın kronikleşmiş semptomları genellikle hafif şiddette görülmektedir. Bunun en önemli nedeni, hastalığın ilerleyişinin çok yavaş olmasıdır. Ancak hala karaciğerde hasar mevcuttur. Yani, belirtilerin hafif olması karaciğer hasarının az olduğu anlamına gelmez. Hatta bazı hastalarda uzun dönem hiçbir belirti gözlenmeyebilir. Bunların yanında şikayetlerin olması halinde en sık izlenen belirtiler şunlardır:

  • Yorgunluk,
  • Vücudun ısısının normalin altında olması,
  • İştahsızlık,
  • Üst karın bölgesinde hassasiyet ve ağrı,
  • Ciltte sarılık,
  • Dalak büyümesi,
  • Karında şişlik,
  • Cilt yüzeyinde görünen örümcek benzeri damarlar,
  • Karın bölgesinde aşırı sıvı birikmesi,
  • Gaz şikayetleri.

Kronik Hepatit Türleri

Hepatit virüsleri genellikle A,B,C,D ve E olmak üzere beş farklı şekilde görülmektedir. Bununla birlikte nadiren farklı virüs tiplerinin de bu hastalığa neden olduğu bilinmektedir. Ancak en sık görülenleri A,B,C virüsleridir. Aynı zamanda Hepatit A ve E virüslerinin kronik aşamaları bulunmamaktadır. Bunların ayrıntılı incelemesi aşağıda yer almaktadır:

Kronik Hepatit B (HBV)

Kronik viral hepatit B (HBV) hastalığı, bulaşıcılığı yüksek olan bir hastalıktır. Bununla birlikte tüm dünyada en fazla görülen karaciğer iltihaplarındandır. Özellikle Asya ve Orta doğu ülkelerinde diğer ülkelere oranla daha fazla görülmektedir. Çoğunlukla doğum esnasında anneden bebeğe geçerek bulaşır. Bununla birlikte cinsel ilişki esnasında da enfekte kişi partnerine HBV bulaştırabilir. Doğum esnasında bebeğe geçen HBV ise, çoğunlukla kronikleşmektedir.

Kronik Hepatit B Evreleri

HBV kronikleşmeden önce akut dönem belirtileri ile kendini göstermektedir. Akut hepatit B, genellikle ateş, bulantı, kusma, kas ve eklem ağrıları ile kendini gösterirken kronik b hepatiti daha hafif semptomlarla ilerlemektedir. Yaklaşık altı aydan sonra belirtilerin hala gözlenmesi, bu hastalığın kronikleştiğine işaret etmektedir.

HBV karaciğer yerleştikten hemen sonra hasara neden olmamaktadır. Genellikle vücut bu virüse karşı savaşmaya başladığında karaciğer hasar görür. İlerleyen zamanlarda virüsün miktarı arttıkça bağışıklık sisteminin verdiği mücadele de o oranda artacaktır. Bu da karaciğerin daha fazla hasar görmesine neden olmaktadır. İleri dönemlerde genellikle hastalarda şu belirtiler izlenmektedir:

  • Ciltte sarılık,
  • Uyku hali,
  • Karaciğer yetmezliği,
  • Kanser.

Kronik HBV, son evrede çoğunlukla siroza neden olur. Bu evreden sonra vücutta artık siroz komplikasyonları görülmeye başlayacağından hastanın durumu giderek kötüleşir. Bunun yanında siroz evresinde fiziksel olarak hareket etmede zorluk, bulanık görme ve bilinç kaybına kadar birçok belirti gözlemlenebilmektedir.

Kronik Hepatit B Tedavisi

Kronik HBV için etkin bir tedavi yöntemi henüz bulunmamaktadır. Ancak virüsün etkinliğini yavaşlatan ve hastalığın ilerleyişini durduran bazı tedaviler mevcuttur. Günümüzde kronik hepatit b tedavisinde son gelişmeler sayesinde, uygulanan tedaviler karaciğerde daha az HBV üretilmesine yönelik etkin bir forma getirilmiştir. Bu şekilde hem karaciğerin daha az zarar görmesi sağlanıp hem de komplikasyon oluşma riskleri neredeyse yok edilmektedir.

Kronik Hepatit C (HCV)

Bu hastalık, akut vakalardan çok daha az görülen uzun dönemde vücutta hepatit virüslerinin bulunması ile karakterize bir hastalıktır. Bununla birlikte genellikle pek belirti göstermemekte ve karaciğerin ağır bir zarar görmesine yol açmamaktadır. Genellikle sinsi seyreden bir hastalık olma özelliği taşır.

Kronik Hepatit C Evreleri

Akut dönemde genellikle sindirim sistemi rahatsızlıkları, idrar renginde koyulaşma, eklem ve kas ağrıları gibi belirtilerle kendini gösteren HCV, ileri dönemde sarılığa neden olma ihtimali en yüksek olan hepatit virüsüdür. Bununla birlikte bir kronik c hepatitte farklı organları etkileyen şikayetler de görülebilmektedir. İlk altı aylık evrede tedavi edilmeyen HCV’ler daha sonraki dönemde çok ciddi kompilasyonlarla kendini gösterir. Son evrede görülen belirtiler ise şunlardır:

  • Karında şişlik,
  • Tüm vücutta ödem,
  • Bilinç bulanıklığı,
  • Unutkanlık,
  • Kan kusma,
  • Ciltte örümcek benzeri damarlar,
  • Deride kanamalar,
  • Katran renginde dışkılama,
  • Konuşma bozukluğu,
  • Bilinç kaybı,
  • Ölüm.

Kronik Hepatit C Tedavisi

Hepatit c tedavisi, genellikle başarılı sonuçlanabilen bir tedavidir. Ancak bu hastalığa yakalandığında tedavi gören hasta sayısı oldukça azdır. Bunun nedeni hastalığın gösterdiği belirtilerin diğer hastalıklarla çok fazla benzerlik taşıması ve birçok hastada uzun dönemde yalnızca yorgunluk belirtisinin gözlemlenmesidir. Hastalığın erken teşhisi için en iyi yöntem, rutin sağlık taramalarının düzenli olarak yapılmasıdır. Bu sayede hastalık belirti verse de vermese de erken dönemde teşhis edilmiş olur.

Kronik HCV tedavisinde amaç, istenen virolojik yanıtın en kısa zamanda alınmasıdır. Bununla birlikte hastalık erken teşhis edildiğinde, tedavi büyük oranda başarı ile sonuçlanmaktadır. Erken evre HCV’de genellikle medikal tedaviler uygulanmaktadır. Kanda görülen HCV-RNA testi medikal tedavilerin sonucunda büyük oranda negatif çıkmaktadır. Bunun yanında hastalığın geç dönemde yani, kronikleşmiş bir durumda fark edilmesi halinde tedavi şansı çok düşük olmaktadır.

Kronik Hepatit D (HDV)

Hepatit hastalığının en şiddetli hali olan HDV, enfekte kişilerin vücut sıvıları ile direkt temas sonucu oluşmaktadır. İleri evrede karaciğer kanseri veya yetmezliğine yol açabilmektedir. Bununla birlikte HDV’nin yaşayabilmesi ve çoğalabilmesi için HBV’ye ihtiyaç vardır. En sık görülen belirtileri arasında ise halsizlik, eklem ve kas ağrıları ile sarılık bulunmaktadır. Bu hastalığa yakalanma riski yüksek olan gruplar; enfekte bir anneden doğan bebekler, virüsü taşıyan kişilerle cinsel ilişkiye giren sağlıklı bireyler, hemodiyaliz hastaları ve Kronik D Hepatit taşıyan kişilerle aynı evi paylaşanlardır.

Kronik Hepatit D Evreleri

İkincil bir enfeksiyon olarak gelişen HDV, en şiddetli seyreden hastalıklardan birisidir. İlk evrede görülen belirtiler genellikle sindirim sistemi hastalıkları, yorgunluk, açık renkli dışkılama ve eklem ağrıları olmaktadır. Son evrede ise şu şikayetler izlenmektedir:

  • Ciltte ve gözlerde sararma,
  • Kusma,
  • Açık renkli dışkılama,
  • Karaciğer kanseri,
  • Karaciğer yetmezliği,
  • Siroz,
  • Bilinç kaybı,
  • Uyuşukluk,
  • Hareket etmede güçlük.

Kronik Hepatit D Tedavisi

Bu hastalığın henüz bilinen bir tedavisi bulunmamaktadır. Genel olarak hekimlerin uyguladığı bazı viral tedaviler olmaktadır. Ancak diğer formların aksine mevcut viral tedaviler kronik HDV için pek yeterli olmamaktadır. Bununla birlikte tedavilere hastanın nasıl yanıt vereceği ise virüsün vücuda girme yoluna göre farklılık göstermektedir. Orta evrede olan hastalar bu süreci daha rahat atlatırken, son evrede olanlar için virüsün yok edilme ihtimali çok daha düşüktür.

Kronik Hepatit Tanı Yöntemleri

Öncelikle belirli şikayetlerle bir uzman doktora başvuran hastalara detaylı bir fizik muayene yapılarak sağlık öyküleri ayrıntılı bir şekilde alınır. Şikayetler çoğunlukla başka hastalıklarla da benzerlik gösterdiğinden kesin teşhis için mutlaka klinik testlere ihtiyaç duyulmaktadır. Bu hastalığın teşhisi için yapılan bazı klinik testler şunlardır:

  • Kan Tahlili: Karaciğer fonksiyonlarının durumuna ve kanda hepatit virüslerinin olup olmadığına yapılan kan testleri aracılığıyla bakılabilmektedir. Bununla birlikte bu testler, otoimmün hepatitlerde de antikor kontrolü amacıyla sıklıkla yapılmaktadır.
  • Ultrason: Kan tahlilleri ve detaylı bir fizik muayenenin ardından ek olarak karaciğer ultrasonuna ihtiyaç duyulabilmektedir. Genel olarak çekilen bir karın ultrasonu ile karaciğer boyutları, dalakta büyüme olup olmadığı ve tümör oluşumlarının saptanması gibi birçok veriye ulaşılabilmektedir.
  • Karaciğer Biyopsisi: Çok nadiren yapılan bu işlem karaciğerden doku örneği alma ihtiyacı duyulduğunda yapılmaktadır. Ameliyat gerektirmeden yapılan biyopside alınan örnekler patoloji laboratuvarına gönderilerek tümör varlığı aranır.

Kronik Hepatit Tedavisi

Bu hastalığın her evresi için erken tanı ve tedavi çok büyük önem taşımaktadır. Bununla birlikte altı aydan kısa süren vakalarda yani, akut olanlarda tedavi şansı daha yüksek olmaktadır. Ancak altı aydan daha uzun süreli hepatitlerde yani, kronik olanlarda bu ihtimal biraz daha azalmaktadır. Genel olarak virüs kaynaklı karaciğer iltihaplarının tedavisinde antiviral tedaviler uygulanmaktadır. Tüm tedavilerde ilk amaç, virolojik cevabın hızlı bir şekilde alınabilmesidir. Bunların yanında hepatit A ve B virüsleri için etkin olan aşılar bulunmaktadır. Hastalıktan korunma yöntemi olarak bu aşıların uygun zamanlarda yapılması büyük önem taşımaktadır. Yapılan aşılar yaklaşık on beş gün sonra tam koruyuculuk etkisini göstermeye başlar.

Kronik Hepatitten Korunma Yolları

Bulaşıcı hastalıklara yakalanmamak için tüm dünyada uygulanabilecek bazı ortak tedbirler bulunmaktadır. Bu önlemlerin özenli ve dikkatli bir şekilde uygulanması halinde bireylerin bulaşıcı hastalıklar yakalanma oranlarının büyük ölçüde azaldığı görülmektedir. Aynı zamanda bu tür hastalıklar konusunda en önemli tedbirlerden birisi, bireylerin eğitimidir. Bulaşıcı hastalıklar konusunda verilecek bilgilendirici eğitimlerle halk sağlığı büyük oranda korunmuş olur. Bu hastalığa yakalanmamak için alınması gereken bazı önlemler şunlardır:

  • Yediğimiz besinlerin hijyeninden emin olmak,
  • Başkasına ait olan kan ve vücut sıvıları ile temas etmekten kaçınmak,
  • Mevcut hepatit aşılarını yaptırmak,
  • Cinsel partner seçiminde dikkatli olmak,
  • Kısa zamanda birden fazla kişiyle ilişkiye girmekten kaçınmak.

 

Sık Sorulan Sorular

Hepatit b kronik mi?

Bu hastalık hem akut hem de kronik olarak görülebilmektedir. Kişi HBV ile enfekte olduktan sonra akut evre baş gösterir. Ancak bu evrenin altı ay ve daha uzun sürmesi halinde artık kronikleşmiş bir vaka olarak kabul edilmektedir. Kronik olan enfeksiyonlar ise genellikle bir ömür devam etmektedir.

Kronik hepatit nasıl bulaşır?

Karaciğer iltihabına neden olan virüsler çoğunlukla enfekte kişinin vücut sıvıları ile direkt temas sonucu ve doğum esnasında anneden bebeğe geçerek bulaşmaktadır.

Kronik hepatit B taşıyıcısı bulaştırır mı?

Taşıyıcı olan bir kişi ile ortak yemek kapları vb. gibi araç gereçleri kullanmak, aynı ortamda bulunmak ve öksürmek gibi yollarla bu hastalık bulaşmaz. Ancak bu kişilerin kanları veya vücut sıvıları ile doğrudan temas sonucunda virüsler vücuda alınır. Bununla birlikte taşıyıcı anneden bebeğine doğu sırasında bulaşma ihtimali de çok yüksektir.

 

Avicenna Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Mikrobiyoloji Doktorları

Enfeksiyon Hastalıkları ve Mikrobiyoloji bölümü doktor listesi aşağıda yer almaktadır:


⚠ Yasal Uyarı

Bu internet sitesinin içerikleri, siteye giriş yapan hastaların ve ziyaretçilerin güncel bilgilere ulaşabilmesi adına hazırlanmıştır. Sitedeki bilgilerin, sağlık alanında tanı, tedavi ya da ilaç reçetesi gibi bir özelliği bulunmamaktadır. İnternet sitemiz, sağlıkla ilgili bütün konuların ancak, doktor muayenesi ile teşhis ve tedavi edilebileceğini savunmaktadır. Sitede yer alan bütün bilgiler doktor muayenesine teşvik amacıyla hazırlanmaktadır. Doğru bilgiyi her zaman doktorlardan alabilirsiniz. Sitede yer alan bilgilerin yanlış anlaşılmasına bağlı olarak ortaya çıkabilecek mağduriyetlerden internet sitemiz sorumlu değildir. Site içerisindeki bilgilerin kopyalanarak, başka internet sitelerinde kullanılması kesinlikle yasaktır. İnternet sitemizdeki bilgiler, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu hükümlerince, internet sitesinin sahibinin iznine bağlı olarak kullanılabilmektedir. Siteye giriş yapan tüm ziyaretçiler, yukarıda yer alan yasal uyarıyı bütünüyle ve şartsız olarak kabul etmiş sayılır.

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.