Omurga Kırığı | Prof. Dr. Halil İbrahim

Omurga Kırığı | Prof. Dr. Halil İbrahim

Omurga kırığı, genellikle sırt ve bel bölgesinde görülen bir ortopedi problemidir. Omurga kırıkları travmalara ya da kazalara bağlı şekilde gün yüzüne çıkabileceği gibi, stres kırıkları veya kemik erimesi gibi problemlere bağlı olarak da görülebilmektedir. Sıklıkla bel bölgesinde oluşmasından kaynaklı olarak bel kırığı olarak da anılmaktadır.

Omurga kırığı vakalarının yüzde 70 gibi büyük bir bölümü, sırt ya da bel omurlarında problem yaşayan insanlardan oluşmaktadır. Bel kırığı gibi problemlerle Ortopedi ve Travmatoloji Bölümü uzman hekimleri ilgilenmektedir.

Yoğun olarak bel ve sırt omurlarının birleşim noktası olan 12. sırt omuru ya da 1. bel omurunda görülmektedir. Peki hep birlikte, omurga kırığı nedir ve hangi yöntemlerle tedavi edilir sorularının yanıtlarını inceleyelim.

Omurga Kırıkları

Omurga kırıkları, kendi içinde iki şekilde oluşabilmektedir. Bunlar şöyledir:

  • Çökme Kırıkları – Patlama Kırıkları: Basit bir şekilde herkes, bir kemiğin üzerine binen yükün olması gerekenden yüksek olması durumunda kırılacağını bilir. Bu yüzden en çok görülen bel kırığı tipi, omurun ön bölgesinin çöktüğü kırık türüdür. Bu türe çökme kırığı denmektedir. Omurganın üzerine binen ağırlığın daha da arttığı durumlarda, omurun arka ve orta bölümü de kırılabilir. Kırık omurlar ve kırılan parçalar zaman zaman omurilik kanalına doğru ilerleyebilir ve omuriliğe zarar verebilir. Eğer durum bu raddeye gelmişse, patlama kırığı denilen türden söz edilebilir. Patlama kırıklarına bağlı olarak omurilik yaralanması oluşabilmektedir. Omurilik yaralanmalarına bağlı olarak felç oluşma ihtimali bir hayli yüksektir.
  • Kırık – Çıkık: Omurganın üzerine gelen ağırlık, patlama kırığı ağırlığından da fazlaysa, bu sefer de omurga çıkığı oluşabilmektedir. Bu türde kemiğin kırılmasıyla beraber, omurları beraber tutan disklerde, eklemlerde ve bağlarda da hasar oluşur. Bu da iki omur arasındaki bağlantının zarar görmesine ve kopmasına neden olabilmektedir. Tıpta bu duruma kırıklı çıkık da denmektedir. Bu tarz kırıklara sıklıkla omurilik yaralanması da eşlik eder. İyileşmesi diğer türlere göre daha zor olan kırıklı çıkıklar, sıklıkla cerrahi operasyon ile tedavi edilebilmektedir.

Omurga Kırığı Belirtileri

Omurga kırığı belirtileri erken dönem ve geç dönem olmak üzere ikiye ayrılır. Erken dönemde görülen belirtiler genellikle ağrı ve kramptır. Eğer kırıkla birlikte bir omurilik yaralanması da varsa, uyuşukluk, kol ve bacaklarda his kaybı, güç kaybı, sık idrara çıkma, büyük abdest kaçırma ya da büyük abdesti yapamama gibi sorunlar ortaya çıkabilmektedir. Geç dönem belirtileri ise, omurga kırığı tedavisi uygulanmaması halinde oluşabilecek kifoz hastalığıdır. Kifoz, kamburluk hastalığı olarak da bilinir. Kifoza bağlı olarak bel ve sırt ağrıları oluşabilir. Yine omurilik yaralanmasına bağlı olarak ortaya çıkabilecek olan felç de, bel kırığı geç dönem belirtilerinden birisidir.

Omurga Kırığı Neden Olur?

Omurga kırığı genç insanlarda genellikle travmalara bağlı olarak oluşmaktadır. Trafik kazası omurga kırığı ve yüksekten düşme omurga kırığı gibi büyük travmalar sonucu oluşan türleri vardır. Yaşlı insanlarda ise, genellikle osteoporoz (Kemik erimesi) hastalığının bir sonucu olarak ortaya çıkabilmektedir. Kemik erimesine bağlı olarak yaşlı insanlar, küçük travmalarda ve hatta herhangi bir travma olmasa bile bel kırığı problemi ile karşı karşıya kalabilirler.

Yaşlı insanlar, bel kırığı yaşadıkları zaman, bu durum genellikle aniden gelişmediği ya da bir travma sonucu oluşmadığı için, bel ağrısı şikayetlerinde bulunarak problemin teşhis edilmesini sağlarlar. Bu tarz hastalar yatarak istirahat ettikleri zamanlarda ağrıların azaldığını, hareket ettiklerinde ise ağrıların arttığından şikayetçi olurlar. Omurga kırığı tedavisi almayan yaşlılarda, omurganın hareketliliği azalır, kemiklerde yüksek kaybı gibi sorunlar oluşabilir ve ağrılar hiç azalmayabilir. Omurga çökmesinin ilerlemesiyle birlikte, omurilik zarar göreceği için felç gibi büyük sıkıntılar ortaya çıkabilmektedir.

Eğer omurga kırığı yaşadığınıza dair bir şüpheniz varsa, Avicenna Ataşehir Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji bölümü uzman hekimleri, teşhis ve tedavi noktasında yanınızda olacaklardır. Bel kırığı yaşayan hastalarda yapılan en büyük yanlışlardan birisi de, hastanın olması gereken şekilde taşınmamasıdır. Hastanın düzgün taşınması, tedavi sürecine doğrudan etki etmektedir. Bu tarz hastalar hastaneye getirildikleri zaman, diğer bölgelerde oluşmuş olabilecek kırıklar ve organ yaralanmaları açısından dikkatlice incelenmelidir. Hastalar, kafa travması açısından da ivedilikle muayene edilmelidir.

Kimlerde Görülür?

Her 5 omurga kırığı hastasından 4’ünün 18 ile 50 yaş aralığında olduğu bilinmektedir. Bel kırığı hastaları üzerinden yapılan araştırmalar, erkeklerin bu problemi yaşama riskinin kadınlara göre 4 kat daha fazla olduğunu ortaya koymuştur. Öte yandan, aşağıdaki türdeki insanlar da, risk grubu içerisinde olarak görülür:

  • Sporcular
  • Düşmeye yatkın meslek sahibi olanlar
  • Kemik erimesi hastalığı bulunanlar
  • Omurga tümörü olanlar

Omurga Kırığı Tedavisi

Omurga tedavileri, yaşanan travmaya, yaralanma türüne ve omurilikte hasar olup olmadığına göre farklılıklar gösterir. Tedavi sonucunda hastanın, günlük fiziksel hareketlerini kolayca yapabilmesi, bu fiziksel hareketler esnasında yeniden kırılma yaşamaması ve ağrılarının azalması beklenir. Omurga çökmesi olarak tanımladığımız, sadece omurganın ön bölgesi çöken ve başka bir problemi olmayan hastalar, korse ile yatarak tedavi edilebilmektedir. 6 aya kadar korse kullanımı ile ameliyatsız tedavi mümkündür.

Fakat yaralanma, diğer türlerde olduğu gibi, büyük bir kırığa ve hatta kırıklı çıkığa sebebiyet vermişse, omurilik hasarı oluşmuş olabilir. Omurilik hasarı oluşmuşsa ya da oluşma ihtimali varsa, omurga kırığı ameliyatı elzemdir. Operasyon ile yapılan tedavilerde, omurun yeniden sağlam hale getirilmesi amaçlanır. Bunun için de omurun arka kısmından vida ve çubuklar takılabilir. Bu tarz operasyonlar, gelişen tıp teknolojileriyle birlikte laparoskopik (Kapalı ameliyat) olarak da yapılabilir hale gelmiştir. Kapalı yöntemde ameliyat edilen hastalar, operasyon sonrası ağrılarından ve hastanede yatmaktan en az seviyede kurtulurlar. Eğer omurilikte sinir hasarı oluşmuşsa ya da oluşma ihtimali varsa, dekompresyon adı verilen işlem de, ameliyat esnasında tedaviye dahil edilebilmektedir.

Kemik erimesine bağlı olarak oluşabilen çökmelerde, vertebroplasti ya da kifoplasti gibi teknikler tercih edilebilmektedir. Vertebroplasti tekniğinde omurun içine kemik çimentosu denilen bir madde gönderilir ve hem ağrılar azaltılır hem de çökmenin ilerleyişi durdurulur. Kifoplasti ise, çimento öncesinde uygulanan bir işlemdir. Balon yardımı ile omurdaki çökme tedavi edilir. Ataşehir Avicenna Hastanesi, her iki yöntemi de, radyoloji bölümü ile işbirliği yaparak, laparoskopik yöntemle uygulamaktadır.

Son yıllarda artan tedavi tekniklerinden birisi de stent tedavisidir. Bu teknikle, kapalı şekilde kafesler omur içerisine yerleştirilir. Kafesler çökmenin düzelmesini sağlayabilir. Bu yöntemle tedavi edilen hastalar, olabilecek en kısa sürede ve ağrısız şekilde gündelik yaşamlarına geri dönebilmektedirler.


⚠ Yasal Uyarı

Bu internet sitesinin içerikleri, siteye giriş yapan hastaların ve ziyaretçilerin güncel bilgilere ulaşabilmesi adına hazırlanmıştır. Sitedeki bilgilerin, sağlık alanında tanı, tedavi ya da ilaç reçetesi gibi bir özelliği bulunmamaktadır. İnternet sitemiz, sağlıkla ilgili bütün konuların ancak, doktor muayenesi ile teşhis ve tedavi edilebileceğini savunmaktadır. Sitede yer alan bütün bilgiler doktor muayenesine teşvik amacıyla hazırlanmaktadır. Doğru bilgiyi her zaman doktorlardan alabilirsiniz. Sitede yer alan bilgilerin yanlış anlaşılmasına bağlı olarak ortaya çıkabilecek mağduriyetlerden internet sitemiz sorumlu değildir. Site içerisindeki bilgilerin kopyalanarak, başka internet sitelerinde kullanılması kesinlikle yasaktır. İnternet sitemizdeki bilgiler, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu hükümlerince, internet sitesinin sahibinin iznine bağlı olarak kullanılabilmektedir. Siteye giriş yapan tüm ziyaretçiler, yukarıda yer alan yasal uyarıyı bütünüyle ve şartsız olarak kabul etmiş sayılır.