Tükürük Bezi İltihabı, Tümörü, Kanseri

Tükürük Bezi İltihabı, Tümörü, Kanseri

Tükürük bezi, majör ve minör yani büyük ve küçük tükürük bezleri olarak ikiye ayrılır. Majör tükürük bezleri, iki kulağın ön ve alt bölümünde, çene altında ve dil altında bulunur. Minör tükürük bezleri ise ağızda, dudaklarda ve damakta çok sayıda bulunmaktadır. Tükürük bezlerinin görevleri, ağzı nemlendirme, mikroplarla savaşma ve sindirim sistemine yardımcı olmaktır. Majör ve minör dahil olmak üzere bütün tükürük bezlerinden günlük 0,5 ile 1,5 litre tükürük salgısı üretimi yapılır. Bu yazıda tükürük bezi hastalıkları hakkında merak ettiğiniz her şey bulunmaktadır.

Tükürük Bezi Nedir?

Tükürük bezleri, boyun ve baş bölgelerinde bulunan, sindirim sistemini destekleyici salgıları üreten ve bu salgıları ağız, burun, boğaz, yutak, sinüs gibi bölgelere bırakan organlar ya da organcıklar olarak tanımlanabilir. Tükürük bezinin iyi ve kötü huylu tümörleri olabileceği gibi, iltihabı hastalıkları da oluşabilmektedir. Tükrük bezi hastalığı tedavisinde birçok yöntemden faydalanılır.

Tükürük Bezi İltihabı

Tükürük bezi iltihapları (Siyaloadenit) kendi içerisinde üçe ayrılır. Bunlar; viral iltihaplar, bakteriyel iltihaplar ve kronik iltihaplardır. Tükürük bezi iltihabı belirtileri genellikle ağrı, hassasiyet ve ateş gibi belirtilerdir. Tükürük bezlerine komşu olan lenf bezlerinde iltihap oluşabilir. Bu durumda tükürük bezlerinde de ikincil iltihap oluşabilir. Kimi zaman da, diş apsesi tükürük bezi iltihaplarına neden olabilir. İltihaba bağlı olarak kimi zaman bebeklerde tükürük bezi kisti oluşabilmektedir.

Viral İltihaplar

Kabakulak en çok karşılaşılan viral tükrük bezi iltihabıdır. Ön kulak bölgesinde ve alt bölgede bulunan parotis bezinde görülen bu problem, sıklıkla 4 ile 6 yaş aralığındaki çocuklarda gözlemlenir. Havadan kişiye bulaşan virüs, bedene giriş yaptıktan 14 ile 21 gün sonra, kulakların altında şişmeye, ağrıya, hassasiyete ve ateşe neden olur. Bezlerin etrafında bulunan kasların spazm oluşturması halinde ağzın açılması zorlaşabilir. Teşhisi, kanda kabakulak virüsüne karşı üretilen antikorların bulunmasıyla yapılır. Spesifik bir tedavisi olmamakla birlikte, dinlenme, sıvı tüketimi ve ateş düşürücü, ağrı kesici gibi ilaçlar sıklıkla yeterli olmaktadır.

Bakteriyel İltihaplar

Genellikle parotis bezinde görülmekte olan bakteriyel iltihaplar, kulağın önünde ve kulağın altında ortaya çıkan ağrılarla, şişliklerle, kızarıklıklarla ve hassasiyetle ortaya çıkmaktadır. Sıklıkla az su içen, yaşlı, bağışıklığı güçsüz ve yatarak tedavi gören hastalarda gözlemlenir. Ameliyat geçirmiş ve iyileşme sürecinde olan insanlarda da görülebilir. Muayene esnasında, tükürük bezinin ağız içine açılan kısımlarından iltihap tespit edilir. Tedavinin geciktirilmesi, apseye ya da tükürük bezi enfeksiyonu oluşumuna sebep olabilir. Tedavi süreci antibiyotiklerle yürütülür.

Kronik İltihaplar

Sıklıkla, azalan tükürük üretimine ve koyu seviyedeki salgıların kanal içinde birikmesine bağlı oluşur. Tükürük üretiminin azalması, normal şartlarda her zaman ağzın içinde olan iltihapların tükürük bezlerine girmesine sebep olur. Kronikleşen iltihaplar, bir süre sonra tükürük kanallarının yapılarını ve salgıların yapılarını değiştirebilir. Bu da bir süre sonra bu sorunun kalıcı bir hale gelmesine yani kronikleşmesine sebebiyet verir. Kanalların içerisinde uzun süre kalan taşlar da kronik iltihaplara neden olabilmektedir. Birbiri ardına gelişen akut iltihaplar, sigara, bağışıklık sistemi güçsüzlüğü, ışın tedavisi, ağız hijyenine dikkat edilmemesi gibi durumlar, kronik iltihapların nedenleri arasındadır. Hastalarda en net görülen belirti, yemek yerken artan ağrılardır. Tedavi sürecinde su içmenin teşvik edilmesi, masaj yaparak iltihabın boşaltılması ve antibiyotik tedavisi gibi seçenekler mevcuttur. İyileşmeyen hastalarda cerrahi operasyon gerekebilir.

Tükürük Bezi Tümörü

Peki, tükürük bezi tümörü nedir? Tümörlerin yüzde 80 gibi büyük bir bölümü parotis bezinden dolayı oluşmaktadır. Parotis tümörlerinin yine yüzde 80 gibi bir çoğunluğu, iyi huylu tümörlerden oluşmaktadır. Bu tarz tümörler kanser değildir. Çene altı tükürük bezi tümörleri yüzde 15’lik bölümü oluşturur. Bu tümörlerin yarısı iyi huyludur. Dilaltı ve minör tükürük bezlerinde tümör oluşma sıklığı yüzde 10’dur. Bu tarz tümörlerin yüzde 35 kadarı iyi huylu olmaktadır. Bu tümörler, 50 ile 70 yaş aralığındaki insanlarda daha yavaş büyür. Teşhis koyarken muayene, radyoloji ve biyopsi gibi yöntemler kullanılır. İğne biyopsisi ile, tümörün hangi türde olduğu anlaşılır ve buna göre bir tedavi süreci hazırlanır. Tükürük bezi tümörü belirtileri, tükürük bezi şişmesi, ağrı, tükürük bezi kitleleri ve bölgesel büyüme olarak kendisini göstermektedir. Yemek yerken ağzı açıp kapatmada zorluk çekme gibi tükürük bezi tümörü belirtisi de olabilmektedir.

Tükürük Bezi Kanseri

Tükürük bezi kanserleri, kötü huylu tümör oluşumu olarak da tanımlanabilir. Boyun ve baş bölgelerinde oluşan kötü huylu tümörler, yüzde 4 oranında görülür. Tükürük bezi kanseri ve teşhisi, muayene, radyoloji yöntemleri ve biyopsi ile yapılır. Genetiğe, radyasyona, çevresel etkilere ve viral enfeksiyonlara bağlı olarak oluştuğu düşünülmektedir. Bu kanserler, en çok parotis bezinde ve daha az oranda çene altı tükürük bezlerinde görülür. Oldukça ender görülse de, dilaltı veya minör bezlerde de gözlemlenebilir.

Bu kanserler, tümörün davranışlarına göre sınıflandırılabilir. Burada yayılma hızına ve yapısına bağlı olarak düşük, orta ve yüksek grade şeklinde bir sınıflandırma mevcuttur. Yüksek grade tümörlerin daha agresif olduğu bilinir. Çevresindeki dokulara ve boyundaki lenf bezleri gibi bölgelere sıçrama eğilimi bulunur. Böyle tümörlerin ilk tedavi seçeneği hiç kuşkusuz tükürük bezi tümörü ameliyatı tedavisidir. Ameliyatla tümör ve tümörün çevresindeki bir miktar sağlıklı doku alınır. Tümör eğer sinirlere dokunmamışsa, bölgeden geçen sinirlerin korunması oldukça önemlidir. Bazı ameliyatlarda, tümör lenf bezlerine sıçramışsa ya da sıçrama ihtimali varsa, ilgili lenf bezleri de hastadan alınır. Küçük çaplı tümörlerde nadir olsa da, radyoterapi yöntemiyle tedavi sağlanabilmektedir. Radyoterapi daha çok, yeniden tümör oluşumunun önlenmesi sürecinde tercih edilir. Tümörün daha da vücuda yayıldığı hastalarda, cerrahi yeterli bir seçenek olarak görünmüyorsa, kemoterapi kullanılabilmektedir.

Tükürük Bezi Kanseri Ölüm Oranı

Doktorlar, kanserler için 5 yıl hayatta kalma oranı kuralından bahseder. Eğer bir hasta, kanser teşhisinden sonra 5 yıl hayatta kalırsa, bundan sonraki süreçte hayatta kalma ve yaşamını sürdürme oranı çok yüksektir. 5 yıl hayatta kalmayı sağlayacak en büyük etken, erken teşhistir. Erken teşhis edilen kanserler genellikle tedavi edilebilmektedir. Tümör henüz daha yayılmamış durumda olduğu için, kanser cerrahisi ile tümör tümüyle alınır ve hastalıktan kurtulunur.

Bu kanser kendi içerisinde 4 evreden oluşmaktadır.

1. evrede tümör, oldukça küçük boyuttadır ve herhangi bir yere sıçramamıştır. Ölüm riski açısından en düşük evredir. 5 yıl boyunca yaşama yüzdesi 75’tir.

2. evrede kulağın altı, çenenin altı veya dilin altında yayılmalar gözlemlenebilir. Henüz diğer yakın dokulara veya lenf bezlerine yayılma oluşmamıştır. 5 yıl boyunca yaşam yüzdesi 75’tir.

3. evrede tümör hem çevre dokulara hem de lenf bezlerine yayılma göstermiştir. 5 yıl boyunca yaşama yüzdesi 65’tir.

4. evrede tümör bedenin uzaktaki bir bölgesine yayılmıştır. Bu kimi zaman akciğer, kimi zaman karaciğer olabilir. En tehlikeli evre olarak kabul edilir. 5 yıl boyunca yaşama yüzdesi 40’tır.


⚠ Yasal Uyarı

Bu internet sitesinin içerikleri, siteye giriş yapan hastaların ve ziyaretçilerin güncel bilgilere ulaşabilmesi adına hazırlanmıştır. Sitedeki bilgilerin, sağlık alanında tanı, tedavi ya da ilaç reçetesi gibi bir özelliği bulunmamaktadır. İnternet sitemiz, sağlıkla ilgili bütün konuların ancak, doktor muayenesi ile teşhis ve tedavi edilebileceğini savunmaktadır. Sitede yer alan bütün bilgiler doktor muayenesine teşvik amacıyla hazırlanmaktadır. Doğru bilgiyi her zaman doktorlardan alabilirsiniz. Sitede yer alan bilgilerin yanlış anlaşılmasına bağlı olarak ortaya çıkabilecek mağduriyetlerden internet sitemiz sorumlu değildir. Site içerisindeki bilgilerin kopyalanarak, başka internet sitelerinde kullanılması kesinlikle yasaktır. İnternet sitemizdeki bilgiler, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu hükümlerince, internet sitesinin sahibinin iznine bağlı olarak kullanılabilmektedir. Siteye giriş yapan tüm ziyaretçiler, yukarıda yer alan yasal uyarıyı bütünüyle ve şartsız olarak kabul etmiş sayılır.