Üriner Sistem Taş Hastalığı

Üriner Sistem Taş Hastalığı

Üroloji pratiğinde en yoğun karşılaşılan hastalıklar olan üriner sistem taş hastalıkları, günümüzde her 100 kişiden 15’inde görülmektedir. Ataşehir Avicenna Hastanesi Üroloji bölümü, üriner sistem taş hastalığı tanı ve tedavisi uygulamaktadır.

Üriner Sistem Taş Hastalığı Nedir?

Üriner sistem taş hastalığı supersaturasyon adı verilen, idrar içerisindeki maddelerin çökeltisi sonucunda oluşmaktadır. Üroloji doktorları tarafından en sık tedavi edilen hastalık olarak karşımıza çıkmaktadır. Avrupa ülkelerine göre Türkiye’de biraz daha fazla görülmekle birlikte, toplumun yüzde 15’inde görüldüğü araştırmalarla ortaya konmuştur. Erkeklerde ise, kadınlara göre 3 kata kadar daha fazla görülmektedir.

Üriner Sistem Taş Hastalıkları Nedenleri Nelerdir?

Üriner sistem taş hastalıklarının çeşitli nedenleri bulunmaktadır. Bu nedenler şu şekilde sıralanabilir:

  • Ailesel ve kalıtsal (genetik) etkenler
  • Coğrafi durum (özellikle sıcak iklim)
  • Beslenme düzeni
  • Bireyin yapısal anomalileri
  • Hareketiz yaşam tarzı
  • Metabolik hastalıklar

Taş Hastalıklarının Belirtileri Nelerdir?

Taş hastalığı problemiyle karşı karşıya kalan hastaların genellikle bel bölgesinde ve yan taraflarında ağrı meydana gelmektedir. Hastalar genellikle ağrı sebebiyle veya şans eseri bir görüntüleme esnasında hastalıkla karşılaşırlar. Kimi hastalarda kanamalar ya da idrarda yanmalarla karşılaşılabilmektedir.

Üriner Sistem Taş Hastalıkları Nasıl Teşhis Edilir?

Yapılan kan tahlilleri ve görüntüleme teknikleri ile hastalığın teşhisi koyulur. Genellikle idrar tahlili, böbrek testleri, ultrasonografi ya da röntgen gibi testler ilk olarak yapılmalıdır. Kimi zaman röntgen ya da ultrasonografinin de yetersiz olduğu durumlar yaşanabilir. Böyle zamanlarda bilgisayarlı tomografi ihtiyacı doğabilir. Bilgisayarlı tomografi ile teşhis kesinleştirilebilir.

Üriner Sistem Taş Hastalıkları Nasıl Tedavi Edilir?

Taş hastalıkları oldukça karmaşık ve detaylı bir problemdir. Çok sayıda taş hastalıkları çeşitleri bulunmaktadır. Taş hastalıklarının yüzde 80’i kalsiyum taşlarından oluşur. İlaç kullanarak ya da bitkisel tedaviler uygulayarak, taşların eritilmesi gibi bir durum yoktur. Fakat, ürik asit taşları gibi çeşitli taşların ilaçla eritilmesi, kaybolması ya da tedavisi söz konusu olmaktadır.

İlaç tedavileri genellikle hastanın taşı temizlendikten sonra, taş hastalığı yeniden tekrar etmesin diye yapılır. Bu da hasta açısından oldukça faydalı bir durumdur.

Cerrahi Tedavi

Taş hastalığı cerrahi tedavisinde en önemli faktör, taşın bulunduğu yer ve taşın boyutudur. Gelişen tıp teknolojileri ile birlikte açık ameliyatlar yerini vücut dışından verilen şok dalgalarına bırakmıştır. Beden dışı şok dalgası (ESWL) ve endoskopik tedaviler ile hastaları tedavi etmek çok daha mümkün hale gelmiştir. Taşların büyüklükleri 2 santimetrenin altında ise, ESWL yöntemi ya da flexible üreterorenoskopi adı verilen idrar kanalına girerek lazerle öğütme yapılabilir.

2 santimetrenin üzerindeki taşlar ise perkutan nefrolitotomiyle ya da flexible ureterorenoskopi ile tedavi edilebilmektedir. Üreter ismi verilen böbrek ile idrar torbası arasındaki kanala giriş yapan taşlar böbreği tıkamaktadır. Bu da idrar atılımını engeller. Bu taşlar eğer 5 milimetrenin altında ise, bol su içerek ya da bazı ilaçlar kullanarak atılabilir. 2 hafta içerisinde kendi kendine düşmeyen üreter taşları için endoskopik tedavi ya da lazer yöntemi ile tedavi yapılabilir. Endoskopik tedavilerde taburcu olma süresi 1 gündür.

Üriner Taş Hastalıkları Nasıl Önlenir? Hangi Önlemler Alınmalıdır?

Bol su içmek birinci ve önemli tedbirdir. Günde en az 2,5 litre su içmek gerekir. Tuz, hayvansal protein, çay, kahve, gazlı içecek gibi idrara çıkmayı arttıran gıdalardan bir nebze uzak kalmak önemlidir. Yine gün içerisindeki fiziksel hareketliliği arttırmak ya da spor yapmak da önemli bir önlemdir. İnsan bedeninde taş oluşumuna engel olan sitrik asit de oldukça önemli bir tedbirdir. Sitrik asit bol miktarda limonda ve portakalda bulunur. Rutin böbrek kontrollerini aksatmamak da, erken teşhis açısından önemli bir faktördür.