dehidrasyon önlemek için su tüketen kadın

Dehidrasyon Nedir? Nasıl Önlenebilir?

Dehidrasyon, özellikle yaz aylarında sık görülen bir sağlık sorunudur. Vücuttaki su miktarının büyük ölçüde azalması ve buna karşılık olarak yeterli miktarda sıvı alınmaması durumunda ortaya çıkmaktadır.

Dehidrasyon Nedir?

Çoğunlukla yaz mevsimine geçiş dönemlerinde vücuttan atılan sıvı miktarı artmaktadır. Bu nedenle genel sağlığın korunabilmesi için yaz aylarında kış aylarına oranla daha fazla sıvı tüketilmesi gerekmektedir. Alınan sıvının ise doğal yollarla vücuttan atılması sağlıklı olanıdır. Ancak bazen günlük sıvı alımının yetersiz olması ve buna karşılık olarak vücuttan atılan sıvının fazla olması neticesinde kontrol edilemeyen bir sıvı kaybı gerçekleşmektedir. Bu sıvı kaybı dehidrasyon olarak adlandırılmaktadır.

Vücutta sıvı kaybının yaşanması sonucunda fizyolojik olarak birtakım problemler yaşanır. Bununla birlikte vücudun dörtte üçü su ile kaplıdır. Yani su, insan sağlığı açısından hayati öneme sahip bir ihtiyaçtır. Yeterli alınmaması yani, vücudun susuz kalması halinde ise farklı bir çok sağlık sorunu ortaya çıkmaktadır. Aynı zamanda kalp, böbrek karaciğer, mide, bağırsaklar vb. gibi tüm organların fonksiyonlarını yerine getirebilmeleri için suya ihtiyaçları vardır. Çünkü hücreler organı yaşatabilmek için hareket ederken yakıt olarak suyu kullanmaktadır. Bu nedenle su, organ veya vücut sıvıları tarafından temel çözücü bir made olarak kullanılmaktadır.

Gıdalarla alınan su, vücuttaki birçok fiziksel fonksiyonların gerçekleştirilmesini sağlamaktadır. Bununla birlikte idrar, dışkılama ve terleme gibi yollarla alınan sıvıların fazlası vücuttan dışarı atılmaktadır. Bu süreç sağlıklı bir insanda dengeli bir şekilde gerçekleşmektedir. Bu dengenin bozulması ise birçok hastalığa zemin hazırlar. Suyun fazla alınması vücudun birçok organında ödem oluşmasına, az alınması ise dehidrasyona neden olmaktadır. Vücudun susuz kaldığı durumlarda hastaların erken dönemde tedavi edilmemesi halinde organ yetmezlikleri görülebilmektedir.

Dehidrasyon Belirtileri

Bu sağlık sorunun gelişmesi ile birlikte ortaya çıkan belirtiler, altta yatan nedenin şiddetine göre değişmektedir. Hafif olan vakalarda gözle görülür belirtilere rastlanmayabilir. Ancak şiddetli vakalar günlük yaşamı olumsuz yönde etkileyecek birçok farklı semptom gösterebilmektedir. Buna bağlı olarak dehidrasyon vakalarında görülen genel şikayetler şunları kapsamaktadır:

  • Halsizlik,
  • Yorgunluk,
  • Ağız kuruluk hissi,
  • Kabızlık,
  • Genel durum bozukluğu,
  • Bilinç bulanıklığı,
  • Kan basıncında düşme,
  • Gözlerde kararma,
  • Baş dönmesi,
  • Sık sık susama,
  • Cilt kuruluğu,
  • Cilt esnekliğinde azalma,
  • İdrarda azalma,
  • Gözyaşının azalması,
  • Baş ağrısı,
  • Çarpıntı.

Bu belirtilerin görülmesi halinde mutlaka bir doktora başvurmanız gerekmektedir. Doktora başvurduğunuzda uzman hekim tarafından öncelikle detaylı bir fizik muayene gerçekleştirilmektedir. Ardından farklı klinik testler yapılarak vücuttaki elektrolit düzeyleri belirlenmektedir. Bundan sonra uygulanacak olan en uygun tedavi hekim tarafından planlanır. Bununla birlikte bu tedavide öncelikle altta yatan nedenin ne olduğu teşhis edilmektedir. Ardından belirlenen hastalığa uygun olan bir tedavi planı belirlenmektedir. Bu tedavinin nasıl olacağı ise, dehidratasyon sebebinin kişiye bağlı mı yoksa vücut içinde gerçekleşen bir hastalıktan dolayı mı olduğu tespit edilmektedir. Eğer kişinin kendi isteği ile az sıvı alımına bağlı olarak gelişmişse kısa vadeli tedavilerle sorun hemen giderilmektedir. Bununla birlikte altta yatan bir hastalığa bağlı olarak gelişen sıvı kaybının tedavi süreci biraz daha uzun olmaktadır.

Dehidrasyon ve Hidroliz

Hidroliz ve dehidrasyon tepkimeleri genel olarak suyun eksikliğine veya fazla olmasına bağlı olarak meydana gelmektedir. Dehidrasyon sentezi, çok küçük olan moleküllerin bir araya gelerek daha büyük moleküller oluşturmasıdır. Hidroliz ise, çok büyük moleküllerde bulunan küçük moleküllerin dışarı çıkması durumudur. Dehidrasyon tepkimesi sıvı alımının az olmasına bağlı olarak gelişirken, hidroliz ise tam tersidir. Vücuda alınan sıvı miktarının normalden fazla olması sonucunda oluşmaktadır. Örneğin vücutta sıvı birikmesi olarak bilinen ödem, hidroliz sonucu oluşan bir sağlık sorunudur.

Hastalarda sıklıkla görülen tepkimeler genel olarak dehidratasyon kaynaklı tepkimeler olmaktadır. Bu durumun ise farklı birçok sebebi bulunmaktadır. Bunların başında yanlış beslenme alışkanlıkları, aşırı terleme, sık olarak idrara çıkma ve kusma, ishal gibi nedenler gelmektedir.

Dehidratasyon Nedenleri

Vücutta kontrol edilemeyen sıvı kaybı genel olarak şu nedenlere bağlı olarak gelişmektedir:

  • Normalden az sıvı tüketme,
  • Yüksek ateş,
  • Terleme,
  • Sık idrara çıkma,
  • Kronik veya akut ishal,
  • Kusma.

Burada dehidratasyona neden olan şey, vücuttan kontrolsüz bir şekilde atılan sıvının tekrar yerine konulamamasıdır. Yani, hasta bir yandan sık sık kustuğu için sıvı miktarını karşılamak adına su içemeyebilir. Bu durumda da vücutta dehidratasyon oluşur. O nedenle kusma, ishal vb. gibi durumlarda ağızdan sıvı alamayacak duruma geldiyseniz, hiç vakit kaybetmeden bir sağlık merkezine başvurmanız gerekmektedir. Bu durumda damar yolu açılarak vücudun ihtiyacı olan sıvı serumlarla karşılanır ve hasta ağızdan sıvı alacak düzeye gelene kadar tedavi devam ettirilir.

Dehidrasyon Nasıl Meydana Gelir?

Bazı faktörler vücuttan atılan sıvının artmasına ve buna karşın alınan sıvı miktarının da azalmasına zemin hazırlamaktadır. Yukarda madde madde belirttiğimiz nedenler bir yandan da bu bahsettiğimiz risk faktörleri içinde yer almaktadır. Bu faktörler genel olarak şunları kapsar:

  • Aşırı Terleme: Genellikle yaz mevsiminde hava sıcaklıklarının artması ile birlikte yaşanan sıvı kaybı da aynı oranda artmaktadır. Aşırı terleme ve güneş ışığına maruz kalma gibi nedenlere bağlı olarak vücut fazla miktarda sıvı tüketmektedir. Buna kaybedilen sıvının yerine konulamadığı durumlarda dehidratasyon sorunu meydana gelmektedir.
  • Yeterli Olmayan Beslenme Düzeni: Bir bireyin beslenirken vücudunun ihtiyacı olan su miktarını da alması gerekmektedir. Bunun sağlanamadığı durumlarda sıvı kaybı gibi bir sağlı problemi ile karşılaşılması büyük olasılıklı durumlardandır. Özellikle ishal ve kusma gibi sindirim sistemi problemlerinin yaşanması halinde beslenme durumu daha da önem kazanmaktadır. Ağır işte çalışan ve gün içinde fazla efor sarf etmek zorunda ola kişilerin kaybettikleri sıvıyı yerine koymak için bol bol su içmeleri gerekmektedir. Günlük alınması gereken sıvı miktarı 2,5-3 litre iken, kişi bunu kaybettiği sıvı miktarına göre bir litre daha artırabilir.
  • Yüksek Ateş: Enfeksiyonel hastalıkların en yaygın belirtisi olan yüksek ateşte, vücut çok fazla enerji harcadığından sıvı kaybı yaşanmaktadır. Özellikle ateşin düşmesi ile birlikte atılan ter miktarının yerine konulması için aynı oranda sıvı takviyesi gerekmektedir. Bu takviyenin ağızdan alınamadığı durumlarda bir sağlık merkezine başvurularak damar yolu ile alınması sağlanmalıdır.
  • Kalp Yetmezliği: Dolaşım sistemi ile ilgili hastalıklarda da vücut çok fazla sıvı kaybı yaşamaktadır. Damarların içinde bulunan sıvının doku veya organlara akması sonucu hastada ödem vb. gibi sorunlar görülebilmektedir.
  • Karaciğer ve Böbrek Yetmezliği: Kan proteinlerinin üretildiği temel iki organ olan böbrek ve karaciğerde sıvı tutulumu ya da kaybı, ciddi sağlık sorunlarına yol açmaktadır.

Dehidrasyon Tedavisi

Dehidratasyon tedavisinde öncelikle altta yatan nedenin ne olduğu teşhis edilmekte ve ona göre bir tedavi planı belirlenmektedir. Bu tedavinin nasıl olacağı ise, dehidratasyon sebebinin kişiye bağlı mı yoksa vücut içinde gerçekleşen bir hastalıktan dolayı mı olduğu tespit edilir. Eğer kişinin kendi isteği ile az sıvı alımına bağlı olarak gelişmişse kısa vadeli tedavilerle sorun hemen giderilmektedir. Bununla birlikte altta yatan bir hastalığa bağlı olarak gelişen sıvı kaybının tedavi süreci biraz daha uzun olmaktadır.

İshal ve kusma gibi sindirim sistemi hastalılarında ağızdan beslenmesi yetersiz olan hastalara mutlaka damar yolu ile sıvı takviyesi yapılmaktadır. Uygulana bu tedaviye hidrasyon tedavisi adı verilmektedir. Bunların yanında sıvı kaybı yaşayan hasta aynı zamanda elektrolit kaybı da yaşamaktadır. Bu nedenle hidrasyon tedavilerinin içeriğinde genel olarak elektrolit tedavileri de bulunur.

Organ yetmezliklerine bağlı olarak ortaya çıkan dehidratasyon sorununda ise organ veya dokularda biriken sıvıların atılması için özel idrar söktürücü tedaviler uygulanmaktadır. Bununla birlikte aynı anda belirli miktarlarda sıvı takviyesi de verilerek vücutta bir denge kurulması sağlanır. İleri vakaların ise mutlaka hastanede tedavi edilmesi gerekmektedir.

Dehidrasyon Önleme Yolları

Gıdalarla alınan su, vücuttaki birçok fiziksel fonksiyonların gerçekleştirilmesini sağlamaktadır. Bununla birlikte idrar, dışkılama ve terleme gibi yollarla alınan sıvıların fazlası vücuttan dışarı atılmaktadır. Bu süreç sağlıklı bir insanda dengeli bir şekilde gerçekleşmektedir. Bu dengenin bozulması ise birçok hastalığa zemin hazırlar. Suyun fazla alınması vücudun birçok organında ödem oluşmasına, az alınması ise dehidrasyona neden olmaktadır. Vücudun susuz kaldığı durumlarda hastaların erken dönemde tedavi edilmemesi halinde organ yetmezlikleri görülebilmektedir.

Bunlarla birlikte dehidratasyon sorunun gelişmesi ile birlikte ortaya çıkan belirtiler, altta yatan nedenin şiddetine göre değişmektedir. Hafif olan vakalarda gözle görülür belirtilere rastlanmayabilir. Ancak şiddetli vakalar günlük yaşamı olumsuz yönde etkileyecek birçok farklı semptom gösterebilmektedir. Bu sağlık sorununa engel olmak ise çok basit önlemler alınarak sağlanabilir. Dehidratasyonu önlemek için alınabilecek önlemler şunları kapsamaktadır:

  • Bol sıvı tüketmek,
  • Gün içinse sağlıklı bir bireyin alması gereken su miktarı 2,5-3 litre arasında olmaktadır. Unutan kişiler için bu miktarı tamamlamak adına hatırlatıcılar ayarlamak,
  • Spor aktivitesi esnasında ve sonrasında yeterli miktarda su tüketmek,
  • Çanta vb. gibi aksesuar eşyalarınızın ağırlığını olabildiğince hafif tutmak,
  • Öğünlerinizde genellikle su tüketmeye ve sıvı besinler almaya göstermek,
  • Vücut ısısını artıracak eylemlerden kaçınmak,
  • Vücut ısısını artıracak eylemler yapılması halinde ise kaybedilen su miktarını karşılamak,
  • Terlemeyi artıracak kıyafetleri tercih etmemek,
  • Gebelik döneminde özellikle bulantı ve kusmaların olması halinde sıvı kaybını karşılamak.

 

Sık Sorulan Sorular

Dehidrasyon sırasında ne olur?

Genel sağlığın korunabilmesi için vücuda alınan ve çıkarılan sıvı miktarının dengeli olması gerekmektedir. Ancak özellikle yaz aylarında günlük sıvı alımının yetersiz olması ve buna karşılık olarak vücuttan atılan sıvının fazla olması neticesinde kontrol edilemeyen bir sıvı kaybı gerçekleşmektedir. Bu sıvı kaybı dehidrasyon olarak adlandırılmaktadır. Hücresel olarak belirli bir yıkım gerçekleşmemekle birlikte fonksiyonların yerine getirilmesi için ihtiyaç duyulan sıvının alınmaması farklı sağlık sorunlarına yol açmaktadır.

Vücudun susuz kaldığı nasıl anlaşılır?

Genellikle deride kuruluk, aşırı ve sık susama hissi, ağız kokusu, kabızlık ve baş ağrısı gibi belirtilerin birkaçının aynı anda görülmesi sıvı kaybı yaşandığını işaret etmektedir. Bunlara ek olarak baş dönmesi, esnekliğini kaybeden bir deri ile koyu renkli idrar da dehidratasyon belirtisi olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu belirtilerden birkaçını gördüğünüz anda sıvı almaya başlamanız gerekmektedir. Eğer ağızdan sıvı alamayacak durumdaysanız mutlaka bir doktora görünmeniz tavsiye edilir.

Dehidratasyon eksikliği nelere yol açar?

Vücutta sıvı miktarının azalması sonucu kişide konsantrasyon bozukluğu, uyku hali, halsizlik ve kas krampları gibi şikayetler görülebilmektedir. Bununla birlikte müdahale edilmeden sıvı kaybı ileri dönemde organ yetmezlikleri ve çeşitli kalp hastalıklarına neden olabilmektedir. Cildin erkenden kırışması, mide ve bağırsak sistemini bozulması ve astımı tetiklemektedir.

 

Avicenna Hastanesi İç Hastalıkları – Dahiliye Doktorları

İç Hastalıkları – Dahiliye bölümü doktor listesi aşağıda yer almaktadır:


⚠ Yasal Uyarı

Bu internet sitesinin içerikleri, siteye giriş yapan hastaların ve ziyaretçilerin güncel bilgilere ulaşabilmesi adına hazırlanmıştır. Sitedeki bilgilerin, sağlık alanında tanı, tedavi ya da ilaç reçetesi gibi bir özelliği bulunmamaktadır. İnternet sitemiz, sağlıkla ilgili bütün konuların ancak, doktor muayenesi ile teşhis ve tedavi edilebileceğini savunmaktadır. Sitede yer alan bütün bilgiler doktor muayenesine teşvik amacıyla hazırlanmaktadır. Doğru bilgiyi her zaman doktorlardan alabilirsiniz. Sitede yer alan bilgilerin yanlış anlaşılmasına bağlı olarak ortaya çıkabilecek mağduriyetlerden internet sitemiz sorumlu değildir. Site içerisindeki bilgilerin kopyalanarak, başka internet sitelerinde kullanılması kesinlikle yasaktır. İnternet sitemizdeki bilgiler, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu hükümlerince, internet sitesinin sahibinin iznine bağlı olarak kullanılabilmektedir. Siteye giriş yapan tüm ziyaretçiler, yukarıda yer alan yasal uyarıyı bütünüyle ve şartsız olarak kabul etmiş sayılır.

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.