Astım İlacı

Astım Nedir? Belirtileri? Nedenleri ve Tedavisi?

  • Nedir

    Astım, akciğerlerdeki solunum yollarının mikrobik olmayan iltihabi reaksiyonu olarak tanımlanabilmektedir.

  • Nedenleri

    Astım, genetik olarak aileden gelen bir hastalık olabileceği gibi, belli alerjenlere yoğun şekilde maruz kalındığı zaman da ortaya çıkabilmektedir.

  • Belirtileri

    Genellikle kuru öksürük, nefes tıkanması ve göğüs ağrısı gibi belirtiler ile görülmektedir.

  • Tedavisi

    Astım, kesin tedavisi olmayan bir hastalıktır. Bazı tedavi yöntemleri ve alerjenlere karşı alınan önlemlerle kontrol altına alınabilmektedir.

Ataşehir Avicenna Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Doktor Nazmi Demirtaş, astım hastalığı hakkında tüm merak edilenleri paylaştı.

Astım Nedir?

Astım; akciğerlerdeki havayollarının doğrudan ya da dolaylı uyaranlar sonucu enflamasyonu (mikrobik olmayan iltihabi reaksiyonu) ile oluşan nefes darlığı, hırıltılı ya da ıslıklı soluma, göğüste baskı hissi, öksürükle seyreden ataklar halinde olan, kronik bir hastalıktır. Buradan anlaşılacağı gibi bu hastalık genetik sebeplerle olabileceği gibi çevresel ve enfeksiyonel sebeplerle de olabilir. Ataklar halinde oluşur ve ataklar arası dönemde muayene ve laboratuvar bulguları normal olabilmektedir. Ayrıca geri dönüşümlü fakat tedavi edilmediğinde ilerleyici olabilir. Tüm bunlar astım nedir sorusunun yanıtı olarak karşımıza çıkmaktadır.

Alerjik Astım Nedir?

Erkeklere göre kadınlarda çok daha fazla görülmekte olan alerjik astım, sıklıkla bahar aylarında ortaya çıkmaktadır. Bu hastalığa genellikle alerjik rinit de eşlik etmektedir. Peki, alerjik astım nedir diye sorulacak olur ise, alerjenlerden kaynaklı olarak ortaya çıkan ve alerjenin olmadığı durumlarda atak göstermeyen hastalık türü diye cevap verilebilir. Bununla birlikte astım hastalıkları yaşan insanlar genel olarak alerjenlerin tümüne diğer insanlara göre daha hassaslardır. Sonuç olarak “Astım akciğer hastalığı mıdır?” diye soracak olursak cevabımız evet olur ve buna bağlı olarak alerjenler, hastaları normal insanlara göre çok daha fazla etkilemektedir.

Astım Hastalığı

Astım hastalığı dünyada yaklaşık 300 milyon kişide bulunmaktadır. Türkiye’de bu hastalığın sıklığı çocuklarda yüzde 15, erişkinlerde ise yüzde 7 civarındadır. Yaşamın ilk yıllarında daha sık görülen hastalık, ergenlik çağında hormonal dengenin yeniden düzenlenmesi ile kontrol altına alınabilmektedir. Kalıtsal yatkınlık yani, anne, baba ve yakın akrabalarında bu hastalığın olması alerji ve astım riskini arttırmaktadır. Anne ya da babasında bu hastalığın olduğu birisinde, bu hastalığın olma ihtimali yüzde 25’tir. Ancak hem annesi hem babasında astım olan birisinde bu hastalığın olma ihtimali yüzde 50’dir. Genellikle beyaz tenli ve renkli gözlüler alerji ve astıma daha yatkındır. Fakat her ırk ve cins de, her yaş grubunda bu hastalık görülebilmektedir.

Astım Bronşit

Astım bronşit denildiği zaman, bronşlarda iltihaplanmadan bahsediliyor demektir. Bu daralma durumu hastalarda, normal bronşitlerden farklı olarak nefes daralması ve hırıltılı nefes alma durumu yaratmaktadır. Bir diğer deyişle, akciğerlerimizdeki bronş isimli hava taşıyan borucukların iltihaplanması durumudur. Normal bir bronşitte genellikle bronşlarda daralma gözlenmezken, astım bronşit belirtileri incelendiğinde, bronşların daralması görülmektedir.

Astım Neden Olur?

Peki, astım neden olur? Bu hastalıkta temel mekanizma kabaca, çeşitli etmenlerce oluşturulan hava yollarındaki daralmadır. Bu daralmaya enfeksiyonlar, alerjenler, ev içi ve ev dışı ortamda bulunan hava kirleticiler neden olmaktadır. Bununla birlikte  kişinin duyarlılığına göre değişen bazı ilaç ve gıdalar, gastroözofagial reflü ve psikolojik etkenler de sebepler arasında sayılabilmektedir. Tabii ki, bu etkenlerin her biri farklı kişilerde farklı sonuçlar doğurabilmektedir.

Astım Belirtileri Nelerdir?

Solunum yolunda problem yaşayan insanlar sıklıkla astım belirtileri nelerdir diye araştırmalar yapmaktadırlar. Havayollarında oluşan daralma sonucu oluşan bu hastalığın belirtileri ise sıklıkla nefes darlığı, hırıltılı ya da ıslıklı soluma, öksürük ya da öksürük krizleri, göğüste sıkışma ve baskı hissi tarzında olabilmektedir. Bir kişide bu belirtilerin bir ya da birkaçı aynı anda bulunabilir. Şiddeti kişiden kişiye hatta, ataktan atağa değişiklik gösterir. Bu hastalığın atağının şiddetini belirleyen en önemli etkenler, maruz kalınan etmenin yoğunluğu ve kişinin duyarlılığıdır. Ataklar, bazen sadece ara ara olan kuru öksürük gibi basit olabilirken, bazen öksürük krizleri, bazen eforla olan nefes darlıkları, bazen konuşurken dahi olan nefes darlığı, bazen de yoğun bakıma yatmayı gerektirecek ölçüde şiddetli nefes darlığı ile seyredebilir. Bu gibi astımın belirtileri arasından bir yada birkaçını taşıyan herkese de “Hastalığı var” demek mümkün değildir.

Alerjik Astım Belirtileri

Astım hastası insanların istisnalar hariç yüzde 99’unun alerjik bir bünyeye sahip olduğu bilinmektedir. Buna bağlı olarak alerjenlere maruz kaldıkları durumlarda, hasta olmayan insanlara göre çok daha farklı durumlarla karşılaşabilirler. Bronşlarında daralmalar yaşanırken, atak gözlemlenebilmektedir. Öte yandan, öksürük olmadan astım olur mu diye sorulacak olursa, cevap genellikle “Hayır” olacaktır. Öksürük en belirgin belirtilerden birisi olmaktadır. İşte tüm bu daralmalar, ataklar ve kasılmalar, alerjik astım belirtileri olarak karşımıza çıkar. Bu belirtiler şu şekilde görülmektedir:

  • Kuru öksürük atakları (Kriz)
  • Nefes tıkanması
  • Nefes alma esnasında ıslık sesi gelmesi
  • Göğüs bölgesinde rahatsızlık hissi ve ağrı
  • Nefes alırken hırıltı
  • Uyku problemleri

Alerjik Astım Nedenleri

Hastaların birçoğu, alerjik astım neden olur ve astım hastalığını ne tetikler diye sormaktadır. Alerjik astımın ortaya çıkmasında hem genetik hem de çevresel etmenler etkili olur. Aile geçmişinde hastalığın öyküsü var ise, çocuklukta solunum yolu hastalığı yaşanmışsa ve hastalığı tetikleyen alerjenlerle temas edilen bir işte çalışılıyorsa astım gelişir. Bunun yanında sigara dumanına yoğun olarak maruz kalınıyorsa ve düşük kiloyla doğulmuşsa ya da erken doğum ile dünyaya gelinmişse bu hastalık oluşur.

Astım Kronik Midir

Hastaların merak ettiği bir diğer soru da, ”Astım kronik midir?” sorusudur. Bu hastalık, akciğerlerin nefes borucukları olarak bilinen bronşların daralmasına neden olan ve ataklarla ortaya çıkan kronik bir hastalıktır. Bronşların daralması mikrobik değildir. Dolayısıyla alerjik astım kronik hastalık mıdır diye sorulacak olursa, cevap “Evet” olur.

Kronik Hava Yolu Hastalıkları

Kronik hava yolu hastalıkları her gün dünyada milyonlarca insanı etkilemektedir. Bununla birlikte genellikle görülen uzun süreli solunum yolu hastalıkları şu şekildedir:

  • Astım ve solunumsal alerjiler,
  • Uyku apne sendromu,
  • Kronik obstrüktif akciğer hastalığı (KOAH),
  • Meslek hastalıkları,
  • Pulmoner hipertansiyon.

Zor Astım

Zor astım tabiri, tedavisi imkansız denecek ölçüde zor olan astım hastalığı için kullanılmaktadır. Bununla birlikte hala tartışmalı bir terim olduğu bilinmektedir. Genel olarak 6-12 aylık bir süre içinde rutin tedavi ile kontrol edilemeyen, ileri evre astımlı, bazı steroidlere bağımlı veya steroide dirençli astım hastalıklarını kapsamaktadır. Bu hastalarda ileri dönem ilaç tedavisine rağmen hastalık belirtileri (Öksürük, hırıltılı solunum, çabuk yorulma vb.) neredeyse her gün olmaktadır. Bazılarında ise sıklıkla gece vakitlerinde bu belirtiler kendini göstermektedir.

Astımda Ne Zaman Doktora Başvurmalı?

Astımda ne zaman doktora başvurmalı sorusu oldukça sık sorulan ve merak edilen konular arasındadır. Yukarıda bahsettiğimiz belirtilerden bir ya da birkaçı var ise bir doktora görünmek faydalı olur. Doktor bu noktada çeşitli testler yaparak tanı koymaya çalışacaktır. Bu hastalığın tanısında bizlere yardımcı olan bazı karakteristik özellikler bulunmaktadır. Hastalık nöbetler tarzında seyreder, genellikle alerjenlerden oluşan tetikleyici ile başlar maruziyetin geçmesi ile rahatlar, kendiliğinden veya ilaçlar ile düzelebilir, mevsimsel ve bölgesel değişkenlikler gösterir, öksürük krizleri özellikle sabaha karşı uykudan uyandırabilmektedir.

Astım Tanısı

Astım tanısı koymada bazı laboratuvar ve röntgen tetkiklerinden faydalanılır. Özellikle kriz döneminde akciğer kapasitelerini detaylı olarak ölçen Solunum Fonksiyon Testi olarak adlandırılan testler tanıda en büyük yardımcıdır. İlaçlı yapılan solunum fonksiyon testlerinde bazı alerjen ve ilaçlarla yapılan testte (bronko provakasyon) uygulama sonrası hava yolu daralmasının ya da bazı ilaçlarla belli ölçüde havayolundaki genişlemenin (reversibilite) tespit edilmesi büyük oranda hastalık için tanı koydurucudur.

Alerjik Hali

Bunun dışında bazı kan ve burun sürüntüsü testleri özellikle alerjik astım alerjisini göstermede yardımcı olabilir. Kan testleri yine krizi tetikleyen enfeksiyonları tespit etmemizde de yardımcı olur. Alerji testleri yine alerjiyi tespit etmede en önemli yöntemlerden biridir, ancak her zaman alerji testleri ile alerjiyi yakalamak mümkün olmayabilir. Alerjinin tespit edilememesi kişinin alerjik olmadığını göstermez. Çünkü sayılamayacak kadar alerjen mevcuttur ve hepsinin de testini yapmak mümkün değildir. Astımda Akciğer grafisi genellikle çok ileri olgular dışında bir bulgu vermez, ancak ayırıcı tanı ve bu hastalığın atağını başlatan sebeplerin araştırılması için mutlaka çekilmelidir. Çok nadir ve araştırma durumlarında akciğer tomografisi ve bronkoskopi gibi ileri yöntemler gerekebilir.

Astım Tedavisi

Peki, astım tedavisi var mıdır? Öncelikle şunu söylemek gerekir ki, bu hastalığın tedavi sürecinde en önemli hadise, astıma neden olan etkenlerin tespit edilerek onlardan uzak durmak, enfeksiyon ve alerjilerden korunmaktır. Alerjenlerden korunmada her alerjene yönelik farklı öneriler bulunmakta olup bunlar, alerji bölümünde bahsedilmiştir. Enfeksiyonlardan korunmak için astımlılara her yıl Eylül, Ekim aylarında yapılan grip aşısı ve bir yıl arayla yapılan iki farklı zatürre aşısı yapılması önerilmektedir. Yine immünoterapi astım tedavisi de hastaya göre tercih edilebilecek bir yöntemdir.

Astım İlacı

Oluşmaya başlayan astık atakları tedavisi ise ilaçlarla yapılır. İlaç tedavisi hastalığın şiddetine göre ve beraberinde enfeksiyon olup olmamasına göre düzenlenir. Viral enfeksiyonlarda antibiyotiğe gerek olmazken, bakteriyel enfeksiyonlarda mutlaka antibiyotik tedavisi erkenden başlanmalıdır. Bu hastalığın esas tedavisini, halk arasında astım ilacı ya da fısfıs olarak adlandırılan inhaler ilaçlarla, buhar olarak adlandırılan nebülizör ilaçlar oluşturur. İlaçların dozu ve uygulama yolu hastalığın şiddetine, kişinin sosyokültürel düzeyine göre şekillendirilir. Astımda alerji bulguları varsa, mutlaka alerjik astım ilaçları da birlikte verilmelidir. Doktorlar alerjik astım ilaçları listesi üzerinden en doğru ilacı vereceklerdir.

İdame Tedavisi

Ayrıca astımla sıklıkla birlikte görülen alerjik rinit ve gastroözofajial reflü varlığında bunların da tedavisi mutlaka birlikte yapılmalıdır. Aksi durumda atağı kontrol altına almak mümkün olmayabilir. Atak tedavisinden hemen sonra ilaçlar kesilerek sık yapılan bir hataya düşülmemeli ve idame tedavisi sağlanmalıdır. İdame tedavisi basamak olarak kademeli düşülerek gerektiğinde kesilmelidir. Kişi, “Ben kendimi iyi hissediyorum” diyerek ilaçları kestiğinde bu hastalığın hızlı ilerlemesini ve sık atak geçirmesini kolaylaştırmaktadır. İlaçların kesilmesi mutlaka solunum fonksiyon testleri yapılarak, doktor kontrolünde yapılmalıdır.

Alerjik Astım Tedavi Edilmezse Ne Olur?

Her atak geçiren hastayı ayakta tedavi etmek mümkün olmayabilir. Özellikle ileri yaş, ek hastalık ve ağır atak gibi durumlarda hastaneye yatış gerekebilir. Bunlara oksijen ve solunum desteği sağlamak gerekebilir. Hatta hayatı tehdit eden uygulanan tedaviye yeterli cevap vermeyen hastaları yoğun bakımda takip etmek gerekebilir. Peki, alerjik astım tedavi edilmezse ne olur ya da astımın kesin bir tedavisi var mıdır? Bu hastalık tam olarak tedavi edilen ve ortadan kaldırılan bir hastalık değildir. Fakat astımda tam kontrol sağlanabilmektedir. Hastalığın ilerlememesi, kalıcı hasarların oluşmaması, sık hastaneye hatta yoğun bakım yatışına ihtiyaç duyulmaması için düzenli doktor kontrolünde olmanın büyük önemi bulunmaktadır.

Astım Nasıl Kontrol Altına Alınır?

Bir hastanın gündüzleri bu hastalığın belirtilerini göstermiyor oluşu, geceleri öksürük krizleri ile uykusundan uyanmaması gibi sonuçlar astımda tam kontrol anlamına gelmektedir. Bu süreçte hastanın hızlı etki gösteren nefes açıcı ilaçlara ihtiyaç duymaması da hastalığın kontrol altında olduğunun göstergesidir.  Hastaya yapılan astım kontrol testinin normal olduğu ve hastanın gündelik yaşamını sorunsuz bir biçimde yürüttüğü durumlarda, astımda tam kontrol sağlanmış demektir. Her hasta ne yazık ki tam kontrol altına alınamamaktadır. Günümüzde halen her 4 hastadan birisi yılda en az 1 kez atak geçirerek acil servislere başvurmaktadır.

Astım Kontrol Testi

Astımın kontrol altında tutulması, tedavi ile şikayetlerin azalması veya olmamasıdır. Kontrolün sağlanması ile kısa dönemde yaşam konforu artmış olur. Uzun dönemde hastalık atakları ve solunum faaliyetlerinde kayıp gibi istenmeyen durumlar önlenmektedir. Tedavinin doktor tarafından değerlendirilmesi için de farklı anketler kullanılmaktadır. Bu anketler içinde astım kontrol testi (AKT), astım kontrol anketi (AKA) ve astım tedavi değerlendirme anketi en çok kullanılanlar arasında olmaktadır. Daha önceleri astım tedavisinde hastalığın şiddeti belirlenir ve uygulanacak tedavi, ağırlık düzeyine göre ayarlanırdı. Ancak son yıllarda, tedavi uygulanırken hastalığın şiddeti yerine ‘kontrolünün’ sağlanabilmesi esas alınmaktadır. Bununla birlikte ilk kez astım teşhisi konulan ve tedavi uygulanacak hastalara halen şiddete göre tedavisi uygulanabilmektedir.

Astım Kontrol Edici İlaçlar

Kontrol edici ilaçlarla tedavinin sağlanabilmesi için hasta uyumu çok önemlidir. İlaçlar, doktorun önerisine uygun olarak devamlı ve uygun yöntemlerle kullanıldığında etkisi görülmektedir.  Astım kontrolünün sağlanmasında yaşanılan problemlerin büyük bir çoğunluğu tedavide yaşanan uyumsuzluklardan kaynaklanmaktadır. Kontrol sağlamak amacıyla genel olarak kortikosteroidler yani kortizon içeren ilaçlar kullanılmaktadır. Bu ilaçlar genel olarak vücutta şu görevleri yerine getirmektedir:

  • Semptomları azaltır,
  • Havayollarındaki duyarlılığı azaltır,
  • Solunum yolu iltihaplanmalarını önler,
  • Atakların sıklığını ve şiddetini azaltır,
  • Yaşam konforunu arttırır.

Astımın Değerlendirilmesi

Astım solunum yolu inflamasyonu, solunum fonksiyonları ve semptomlar ile tanımlanmaktadır. Bu sebeple kontrol hedeflenirken tüm bu değişkenlerin iyileşmesi beklenmektedir. Semptomların şiddeti, solunum fonksiyon testi değerlerindeki azalmalar, semptomları yok etmek için ihtiyaç duyulan günlük bronkodilatör ilaç miktarları ve aktivite sınırlaması olup olmadığına bakılarak kontrol düzeyi belirlenmektedir. Tam kontrolü sağlanmış hastanın semptom önleyici ilaçlara hiç ihtiyacının olmaması ve atak geçirmemesi gereklidir.

Hamilelikte Astım

Hamilelikte astım, oldukça değişime açık bir gidişat göstermektedir. Eğer hamilelikte bu hastalığı yaşayan anne adaylarını üçe ayırmamız gerekseydi, üçte birinde astımın gebelik öncesi dönemdeki gibi devam ettiği, üçte birinde hamilelik döneminde astımın iyileştiği ve son üçte birlik kısımda ise hastalığın daha da ilerlediği görülmektedir. Bu üç durumdan hangisinin yaşanacağını tahmin etmek oldukça zor olmaktadır.

Gebelikte Takip

Hasta annelerin yeterli şekilde tedavi edilmeleri, hem anne açısından hem de bebek açısından oldukça mühimdir. Bu kapsamda gebeliğin takibini yapmakta olan kadın doğum uzmanı ile astım hastalığının takibini yapan doktorun birlikte hareket etmesi çok önemli bir yer tutmaktadır. Bütün hamilelik süreci boyunca ve doğumun ardından gelecek olan 3 ay boyunca anne takip edilmelidir. Bu takip süreci 4 haftalık aralıklarla gerçekleştirilmektedir.

Bebeklerde Astım

Bebeklerde astım, yüzde 90 ihtimalle alerjik bir köken taşımaktadır. Evin içerisindeki alerjen maddeler bebeklerin bronşlarında hassasiyete sebep olur. Bebeklerde bu hastalığın yaşanmasına neden olan etkenler şu şekilde sıralanabilmektedir:

  • Soğuk hava
  • Solunum yolu enfeksiyonları
  • Kimyasal kokular
  • Sigara dumanı
  • Hava kirliliği

Bu etkenler dışında bebeğin alerjen maddeye aşırı maruz kalması gibi durumlarda da hastalık ortaya çıkabilmektedir. Belirtileri ise yetişkinlerde de olduğu gibi öksürme, hırıltılı nefes ve nefes sıkışması yaşanmasıdır. Bebeklerde astım genellikle 2 yaşına kadar ortaya çıkmaktadır. 4 – 5 yaş sürecine gelindiğinde ise, akciğerler gelişimini tamamlar ve küçük yaşlarda bu hastalığı yaşayan çocukların büyük bir bölümü iyileşmektedir. Hastalığın devam ettiği durumlarda ise, ergenlik çağı ile birlikte hastaların yüzde 60’a yakınının iyileştiği görülmektedir.

 

Sık Sorular Sorular

Alerjik astım kalp çarpıntısı yapar mı?

Astım çarpıntıya neden olmaz. Bununla birlikte ataklar esnasında kişinin stresli olması, kalp atış hızının artmasına sebep olabilir. Ayrıca albuterol inhalatörleri veya teofilin gibiilaçlar ve tiroid replasman ilaçları da çarpıntı yapabilmektedir.

Astım ilaçları zararlı mıdır?

Astım tedavisi için uygulanan en önemli ilaçlar kortizonlardır. Ağızdan inhalasyon yoluyla kullanılan kortizonlu spreylerin bütün vücudu etkileyerek yan etki oluşturması çok nadir görülmektedir. Ancak bu durum inhaler kortizonların yüksek dozda ve uzun süre kullanılması sonucunda ortaya çıkabilmektedir. Buna karşın ağız yoluyla alınan kortizonlarda, yüksek doz veya uzun süre kullanımı halinde yan etki oluşturma riskleri çok daha yüksek olmaktadır.

Astım kalbe zarar verir mi?

Bu hastalık daha çok akciğerler ve solunum sistemindeki problemlerden dolayı ortaya çıkan astım, uzun vadede kalbe etki edebilmektedir. Bunu önlemek için ilaç kullanımın düzenli ve önerilen dozda uygulanması gereklidir.

 

Avicenna Hastanesi Göğüs Hastalıkları Doktorları

Göğüs hastalıkları bölümü doktor listesi aşağıda yer almaktadır:


⚠ Yasal Uyarı

Bu internet sitesinin içerikleri, siteye giriş yapan hastaların ve ziyaretçilerin güncel bilgilere ulaşabilmesi adına hazırlanmıştır. Sitedeki bilgilerin, sağlık alanında tanı, tedavi ya da ilaç reçetesi gibi bir özelliği bulunmamaktadır. İnternet sitemiz, sağlıkla ilgili bütün konuların ancak, doktor muayenesi ile teşhis ve tedavi edilebileceğini savunmaktadır. Sitede yer alan bütün bilgiler doktor muayenesine teşvik amacıyla hazırlanmaktadır. Doğru bilgiyi her zaman doktorlardan alabilirsiniz. Sitede yer alan bilgilerin yanlış anlaşılmasına bağlı olarak ortaya çıkabilecek mağduriyetlerden internet sitemiz sorumlu değildir. Site içerisindeki bilgilerin kopyalanarak, başka internet sitelerinde kullanılması kesinlikle yasaktır. İnternet sitemizdeki bilgiler, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu hükümlerince, internet sitesinin sahibinin iznine bağlı olarak kullanılabilmektedir. Siteye giriş yapan tüm ziyaretçiler, yukarıda yer alan yasal uyarıyı bütünüyle ve şartsız olarak kabul etmiş sayılır.

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.